top of page

BİR MELEĞİN KATİLİNİN İZİNİ 7 YIL SÜRDÜ.

Güncelleme tarihi: 3 May 2021

Meleklerin Avukatı

7 yıl boyunca bir meleği katilini yakalatıp, cezalandırılması için görev yaptığı İzmir den 40 kez Antalya ya gitmiş olan genç cesur adalet savaşçısı avukat Sibel önder.7 yıl boyunca verdiği mücadele sonuçlanıp suçluların hak ettiği cezayı almasını sağlayan Sibel Önderin Şu günlerde öyküsü film haline getirilmekte.

Değerli avukat birçok kadın mağdurun da yanında olup suçluların cezalandırılma ve adaletin yerini bulması adına gerçek bir savaş veriyor.

Yılın kadın ödülünü alan avukatımıza sorduk UZAKLAŞTIMA KARARI caydırıcımındır. Kararları hakkında yasal süreçler nelerdir sorduk.

1)Taciz ve saldırıya uğrayan mağdurlar için uzaklaştırma kararı ne kadar caydırıcı 2)Uzaklaştırma ve caydırıcının yanı sıra neler yapılmalıdır?



Öncelikle sizlere taciz ve saldırıya uğrayan mağdurlar için uzaklaştırma kararının ne olduğunu açıklamaya çalışayım.


Şiddetin pek çok tanımı yapılmıştır. BM Bildirisi (2003), şiddeti “fiziksel, cinsel, psikolojik herhangi bir zarar ve üzüntü sonucunu doğuran veya bu sonucu doğurmaya yönelik, özel yaşamda ve kamu yaşamında gerçekleşebilen her türlü davranış, tehdit, baskı veya özgürlüğün keyfi biçimde engellenmesi” olarak tanımlamaktadır. Dünya Sağlık Örgütü ise şiddeti “sahip olunan güç ve kudretin yaralanma veya kayıpla sonlanan veya sonlanma olasılığı yüksek bir biçimde bir başka insana, kendine, bir gruba veya topluma tehdit yoluyla ya da doğrudan uygulanması” olarak tanımlamaktadır (DSÖ, 1996). Bu tanımın biraz daha farklı bir biçimi “bir bireyin yaralanma ve ölümüne neden olan ya da gelişmesini engelleyen fiziksel, psikolojik ve cinsel olarak uygulanan kasıtlı davranışlar” şeklindedir (DSÖ, 2005). Kadına yönelik şiddet, kadına yönelik ayrımcılığın en belirgin göstergelerinden birisidir ve tüm dünyada ve Türkiye’de yaygın olarak gözlenmektedir.


6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un 1. maddesinin 1. fıkrasına göre; “Bu Kanunun amacı; şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınların, çocukların, aile bireylerinin ve tek taraflı ısrarlı takip mağduru olan kişilerin korunması ve bu kişilere yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla alınacak tedbirlere ilişkin usul ve esasları düzenlemektir”.

6284 sayılı Kanun, İstanbul’da 11.05.2011 tarihinde imzalanan Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi hükümleri göz önüne alınarak hazırlanmıştır.

6284 sayılı Kanunun adı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi olsa da, burada korunması hedeflenen süjeler tüm şiddet mağdurlarıdır.

Dolayısıyla; 6284 sayılı Kanunun koruması kapsamına girdiği düşünülen ve bu Kanunun tanımladığı şekilde şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan sadece kadınlar, çocuklar, aile bireyleri değil, kadın veya erkek, yaşlı veya genç veya çocuk veya aile bireyi olup olmadığına bakılmaksızın her bireyin şiddete uğraması veya şiddete uğrama tehlikesi ile karşı karşıya kalması halinde, 6284 sayılı Kanunda öngörülen koruyucu veya önleyici tedbir kararları ve bunlara uyulmaması durumunda da tatbiki mümkün olabilecek tazyik hapsi, şiddet uygulayan veya şiddet uygulama tehlikesini ortaya koyan kişiye istisnasız bir şekilde tatbik edilecektir.

Şiddetin önlenmesi ve şiddete maruz kalan kişilerin korunması için hakim, şiddet olgusu içeren somut olayın özelliğine göre Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunda sayılan tedbirlerden birine, birkaçına veya uygun göreceği benzer önleyici tedbirlere hükmedebilecektir.


Önleyici tedbir kararının çeşidi ve niteliği tamamen hakimin takdirine bırakılmış olup, Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunda sayılan önleyici tedbirler şu şekilde sıralanmıştır.


  1. Şiddet mağduruna yönelik olarak şiddet tehdidi, hakaret, aşağılama veya küçük düşürmeyi içeren söz ve davranışlarda bulunmaması,

  2. Müşterek konuttan veya bulunduğu yerden derhâl uzaklaştırılması ve müşterek konutun korunan kişiye tahsis edilmesi,

  3. Korunan kişilere, bu kişilerin bulundukları konuta, okula ve iş yerine yaklaşmaması,

  4. Çocuklarla ilgili daha önce verilmiş bir kişisel ilişki kurma kararı varsa, kişisel ilişkinin refakatçi eşliğinde yapılması, kişisel ilişkinin sınırlanması ya da tümüyle kaldırılması,

  5. Gerekli görülmesi hâlinde korunan kişinin, şiddete uğramamış olsa bile yakınlarına, tanıklarına ve kişisel ilişki kurulmasına ilişkin hâller saklı kalmak üzere çocuklarına yaklaşmaması,

  6. Korunan kişinin şahsi eşyalarına ve ev eşyalarına zarar vermemesi,

  7. Korunan kişiyi iletişim araçlarıyla veya sair surette rahatsız etmemesi,

  8. Bulundurulması veya taşınmasına kanunen izin verilen silahları kolluğa teslim etmesi,

  9. Silah taşıması zorunlu olan bir kamu görevi ifa etse bile bu görevi nedeniyle zimmetinde bulunan silahı kurumuna teslim etmesi,

  10. Korunan kişilerin bulundukları yerlerde alkol ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmaması ya da bu maddelerin etkisinde iken korunan kişilere ve bunların bulundukları yerlere yaklaşmaması, bağımlılığının olması hâlinde, hastaneye yatmak dâhil, muayene ve tedavisinin sağlanması,

  11. Bir sağlık kuruluşuna muayene veya tedavi için başvurması ve tedavisinin sağlanması.


Şiddet uygulayanın korunan kişilere, bu kişilerin bulundukları konuta, okula ve iş yerine yaklaşmamasına ilişkin önleyici tedbir en önemli tedbirlerden biridir.


6284 sayılı Kanun; bir suç ve ceza tanımlaması yapıp, korunan hukuki yararların tehlikeye düştüğü veya zarara uğradığı durumlarda faili cezalandırıp, caydırıcılık, korkutuculuk, ödeticilik ve uslandırıcılık amacını değil, şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kişilerin korunmasını ve bu kişilere yönelik şiddetin önlenmesini hedeflemektedir. Böylece; 6284 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesine kadar öldürülme, yaralanma, cinsel saldırıya, cinsel istismara, cinsel tacize veya aile içi şiddete uğrama ihtimali pek muhtemel olan mağdurların istediği koruma kalkanına karşı, kamu otoritesi tarafından dile getirilen “suç işlenmeden müdahale edemeyiz” anlayışının önüne geçilmesi mümkün hale gelmiştir. Bu Kanundan itibaren; can veya mal güvenliği açısından tehdit edilen kadınlar, çocuklar, aile bireyleri ve hatta tek taraflı ısrarlı takip mağduru olan ve olduğunu ortaya koyan herkes, 6284 sayılı Kanunun 2. maddesinde tanımlandığı şekilde şiddete uğradığında veya şiddete uğrama tehlikesi ile karşı karşıya kaldığında, talebi bulunup bulunmadığına bakılmaksızın 6284 sayılı Kanunun sağladığı koruyup kollama tedbirlerinden yararlanabilecektir.

3) Yasalar Koruyor mu ?

Kural olarak, 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 31’inci maddesine göre; koruma kararları şiddet uygulayan kişiye tebliğ edildikten sonra, bu kararı yerine getirmek üzere görevli olan kişiye ve kuruma gönderilir. Bu kurum genellikle şiddet uygulayanın adresine en yakın kolluk kuvveti yani polis merkezidir. Uygulamada, polis kişiye ulaşır ve kişiye hakkında verilmiş bir karar olduğunu bildirir, kararı açıklar ve karara uymadığı takdirde zorlama hapis cezasına mahkum edileceği hususunda uyarıda bulunur.


Aynı yönetmeliğin 35’inci maddesine göre ise; şiddet uygulayan kişinin önleyici tedbirlere uyup uymadığının kontrol edilmesi gerekliliği öngörülmüştür. Bu kontrol korunan kişinin; bulunduğu konutun haftada en az bir kez ziyaret edilmesi, ikinci derece dâhil olmak üzere yakınları ile iletişim kurulması, komşularının bilgisine başvurulması, oturulan yerin muhtarından bilgi alınması, bulunduğu konutun çevresinde araştırma yapılması, şeklinde yerine getirilir.


Diyelim ki; şiddet uygulayan kişi, önleyici tedbirleri yerine getirmedi, yani koruma kararını ihlal etti, bu durumda şiddet gören/korunan kişinin Aile Mahkemesi’ne şikayeti üzerine, şiddet uygulayan zorlama hapsine çarptırılır. Karar şiddet uygulayana tebliğ edilir. Şiddet uygulayanın kararın kendisine tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde itiraz hakkı saklıdır.


Burada iki temel sorunumuz var: Birincisi, uygulamada bu prosedürlerin uygulanmasında ciddi aksaklıklar söz konusu. İkincisi yasanın kendisinde bir eksiklik mevcut.


Şöyle ki; koruma kararının şiddet uygulayana tebliği çok uzun sürelerde gerçekleştiriliyor ve tebligat yapılana kadar geçen sürede şiddet görenin başına her şey gelmesi mümkün. Örneğin, mahkeme koru