O HEP BAŞINA GELECEKLERDEN KORKTU

Güncelleme tarihi: 7 Ara 2020

‘’Sevgili okurlar’’ diye başladığım bu yazı dizisinde sizlere evliliğin sadece sevgi, saygı ve huzurdan ibaret olmadığını, istenildiği takdirde çok daha keyifli olabileceğini anlatmak istiyorum. Ben de çoğunuz gibi bir evliliğe sahibim. Sıradan bilindik eşlerden; sakin, huzurlu, olgun bir yapıya sahip olan, sabah işe, akşam eve gelen, en büyük keyfide akşam yemeğini hazırlamak olan bu kocam dünya tatlısı bir adamdır. Eşim Greyy (okuduğum bir kitaptan esinlendiğim için ona böyle diyorum) evliliğimiz boyunca başına geleceklerden korkarak yaşadı. Ona her an ne yaşatacağımı düşünerek geçti zamanı. Benim değişken ruhuma ayak uydurmak zorunda kalması, bazen onu güldürse de çoğu zaman çileden çıkartırdı. Mesela bir sabah kalkmışım ressamım(!). Kendimi ressam gibi hissediyorum. Evde ahşap ne varsa boyamaya başlıyorum. Sanatımı, evde boyayabildiğim tüm eşyalar üzerinde uyguluyorum. Ben böyle iken kocam da bana ayak uydurmak zorunda kalıyor ne yazık ki! Böyle zamanlarda ona “Alfonzo‘’diyorum. (Tuhaf bir şekilde kulağa daha romantik geliyor Alfonzo) -Alfonzo sence de şiir yazmak için güzel bir gün değil mi? dediğimde, kocamın bakışı birden “Eyvah! Yine başlıyoruz” bakışına dönüyor. O gün bir elimde şiirlerim, bir elimde boyadığım ahşap tepsilerim… Tavrım ve tarzım değişik… Gezinirken daha bohem, daha etnik bir havada içerisinde sanatçılığımı bütün gün ruhuma kadar hissediyorum. Ve sonraki sabah birde bakmışsın ki, iş kadını olmuşum(!). Hemen bir tavırlar kocama, - Sen bana böyle davranamazsın. Ben ayakları üzerinde duran bir iş kadınıyım. Yeni bir işe başladım. Tabi kocam şaşkın! - Canım nerede başladın? -Network ve ilk satışımı sana yapacağım - Ne almam gerekiyor? dediğinde, ev temizlik malzemeleri diyorum ve saatlerde satacağım çaydanlık temizleyicisini anlatmaya başlıyorum. Ürünü satın alması onu kurtarmıyor; iş ciddiyetim gereği, beni ve ürünümü dinlemek zorunda. -Benim zavallı kocam.- Hele kermes günleri! Ah o kermesler! Kocamın baş belası… Greyy; kermeslere katıldığım günlerde eski yeni ne varsa satmak için paketler. Yetmez birde geceden sarma sardırırım ona. Keyifle kabul eder. Hay hay! Sabaha kadar heyecandan uyuyamayıp; erkenden kermesin olduğu yere gider, tezgahımı bir güzel açar, gün boyu yapacağım satışlar için hazırlıkları tamamlar. Genelde yeni aldığım ürünleri -ki etiketleri hala üzerindedir- sırf satış yapma uğruna yok pahasına satan ben… Sarmalarım satılmayınca arkadaşlarıma dağıtan yine ben… Bir gün O’na telefon açtım; - Kocacığım sana sofra hazırlıyorum. Romantik bir akşam olsun istiyorum, erken gel lütfen dedim. Tabi o hemen heyecanla “tamam aşkım” dedi. Akşam olup kapıyı çaldığında; en güzel kıyafetlerini giymiş, sabırla kocasını bekleyen eşini gördü karşısında. O an heyecanlanan şaşkın kocam; sarılıp kucaklıyor, yüzü gülüyor ve bana aşkla bakıyordu. Bense onu elinden tutup masaya götürdüm. Birlikte yemek masasına oturduk. Mumlar içinde ki masa o kadar şık duruyordu ki Greyy heyecanlandı. Hemen masaya oturup, ne yemek olduğunu sorunca: -Ayy kocacığım! Unuttum ben onu ya. Senin için hazırlanayım derken… Tüh! Bir şey eksik diyorum bende ama ne diye düşünüyordum(!) Neyse dışarıda yeriz ne yapalım, dediğimde yüzünün aldığı kızgınlık evlere şenlik unutulmazlarım arasında.

Yine bir gün kocam işten çıkıp eve geldi ve kapıyı çaldı. Bir anlık çocuksu ruhumla kapıyı açmak yerine ona kısa bir not yazıp saklandım. Birkaç kez kapıyı çaldıktan sonra cevap gelmeyince kendi anahtarıyla kapıyı açtı ve içeri girdi. Masanın üstünde ona yazdığım notu gördü. ‘’Seni ömür boyu seveceğim ama yapamıyorum HOŞCAKAL ‘’ Notu görünce olduğu yerde kalakaldı. Birkaç kez notu okuyup gözlerini dolduğunu görünce kıyamadım. O kadar üzgündü ki dayanamayıp ortaya çıktım. Şaşkın şaşkın bana bakıp önce ağladı sonra sarıldı. Tabi bunlar ona yaptığım küçük şakalar. Biliyorum, bazen onu yoruyorum. Tamam evlilik monoton olmamalı ama benim ki de biraz abartı sanırım. Mesela bu aralar evlilikten sıkıldım. Greyy’le ev arkadaşı olmaya karar verdik. Kiralar çok pahalı olduğu için ev arkadaşı olalım dedik. Bu yüzden ona bir teklif sundum; ev arkadaşlığı! İkimiz de bu aralar bu arkadaşlığı sevdik, bazen evin içinde gözünün bana takıldığını görüyorum. Ben de kendisine dışarıda bir kahve içebilecek kadar vaktim olduğunu söyledim. Greyy bu aralar doğal olarak bana kahve içmeye gitmeyi teklif etme hazırlığında. Ev arkadaşı olduğumuz şu günlerde onu kızdırmak ve kıskandırmak için elimden gelen her şeyi yapıyorum. Hatta telefonumun çaldığı bir gün, gelen aramaya şu şekilde cevap verdim. “Hayır, konuşmak istemiyorum, lütfen ama, ben zamanında çok konuşmak istedim dinlemedin, şimdi artık seni dinlemek istemiyorum, lütfen ama gerçekten görüşmeyeceğim…” gibi şeyler söylemeye başladım. Greyy o sırada ilginç bir şekilde bana bakıyordu. Ben ise tavrımı bozmadan karşıyla kavga eder gibi konuşmaya devam ettim. “Sana olmaz artık” dedim ki Greyy telefonu elimden almaya çalıştı. -Kim o söyle çabuk! Bende telefonu göstererek banka dedim. Yüzüme öylece bakakaldı. Ben açıklamaya devam ettim. Anlamıyor işte kredi istemiyorum zamanında çekmek istedim onay vermediler şimdi arıyor. Arayıp dursunlar artık, dedim. Zavallı kocam şaşkın şaşkın bakakaldı. Telefondaki yetkili mi? Eminim beni uzun zaman hatırlayacak. Ben bazen kendimi ödüllendiririm. Siz de yapın çok ama çok keyifli. Mutfağını çok sevdiğim bir restorana gidip; istediğim yemeği söyleyip, yemeğin arkasından kahve içmek için vakit ayırmayı seviyorum. Hatta bir gün kahvemi içerken Greyy’i aradım. -Ben yemeğe geldim. Yemek yedim ama hesabı ödemeye param yok gelir misin? dediğim günlerden tutun da, evden sıkıldığım zamanlarda otelde oda ayırtıp hadi gel sıkıcı eve gitmeyelim dediğim günler oldu. Yazımın başında da söylediğim gibi kocam başına her an ne geleceğini bilmiyor dediğimde usulen bir söz sandınız fakat okudukça yaptıklarımın sizi yorabildiğini tahmin ediyorum. Kocamı yormuyor, seviyor benimle uğraşmayı. Benim verdiğim bu yorgunluk ona uğraş oldu. Bu adam benimle 20 yıl gibi uzun bir sürede daha yazamadığım birçok yaşadıklarımla uğraşmak zorunda kaldı. Benim artık bir torunum var. Öyle genç bir kadın değilim, bu anlattıklarım gençlik yıllarında olan şeyler de değil daha birkaç ay önce yaşadıklarımızı paylaşıyorum sizlerle. Daha birkaç gün önce Greyy’le eğlenmeye gittik. Kalabalık arkadaşlarımızın olduğu bir eğlenceydi bu. O gece yanımda getirdiğim çantanın içinde peruk ve gece elbisesi saklıydı. Eğlencenin ilerleyen saatlerinde masadan bir bahaneyle kalkıp bayanlar tuvaletinin yolunu tuttum. Yanımda getirdiğim gece kıyafetini ve peruğu takıp sahnenin yolunu tutum. Sonra sahneye çıktım. Sahnede ki ilk cümlem “Ben sizinle var oldum”. Bu sözü söyler söylemez arkası dönük olan Greyy; sesimi algıladı ve birden arkasını döndü. Şaşkın şaşkın bana bakarken kalakaldı. Ben sahnedeki performansıma devam ettim. Gülmemek için zor tuttum kendimi. Sahne hayatımı kısa bir süreliğine olsa da yaşamış oldum. Olayın en şık tarafı da gittiğimiz mekan belli olduğundan, mekan sahibiyle görüşüp sahne hayatım için anlaşmış olmamdı. Üstelik kemancıyı yanıma vererek beni assolist havasında tutmasıydı. Zavallı kocam bana evlenme teklif ederken ne olursa olsun hep yanında olacağım sözünü söylemiş olduğundan içinden kaç kere pişman olmuştur kim bilir. Bazen de tadını çıkarırken yakalıyorum onu. Mesela yeni aldığımız koltuk takımımızın henüz taksitleri bitmemişken, ikinci el eşya sayfalarında gördüğüm turuncu koltuğa aşık olmuştum. Hemen canım takımları atıp ikinci el turuncu koltuğu aldım. Kocam eve gelip takımları göremeyince şöyle bir baktı ve sakin sakin yerine oturdu. Bana bakarak güldü ve gülüşünü bir süre sonra kahkahaya bıraktı. Evet kocamı zaman zaman çıldırtsam da artık o da bu değişimlerimin tadını çıkarmaya başladı. Yirmi yıllık evliyiz ve halen kocam başına geleceklerden korkar. Bu onu heyecanlandırırken evliliğimizin de enerjisini ayakta tutuyor. Bunları bilerek ve oyun olarak yaptığımı düşünmeyin, inanın o an öyle hissedip yaşıyorum, o da sadece ben bunları yaşarken bana eşlik ediyor. Bazı zamanlar kocamın kolunda uzanırım ve ondan bir çocuk gibi sevgi isterim. İşte o anlarda bakışlarında bana olan aşkını hissederek, hiç bitmeyeceğini düşünürüm çünkü söylemek ve hissettirmek bambaşka bir şeydir. O anlar bizim aşkımızı yenilediğimiz anlardır. O anlar kocama yeniden ve yeniden âşık olduğum anlardır. Evliliği mecburiyet olarak görenler belki uzun süreli bir evlilik yaşarlar, ama sadece insanlar istediği içindir bu ya da alışkanlıkları bozmamak adınadır. Ben bu kadar deliyken hala bu adam bana aşkla bakıyorsa, bu ne evlilik ne mecburiyettir! Bu sadece eğlenceli bir yol arkadaşlığıdır… Ve ben bu yol arkadaşımı hiçbir şeye değişmeyecek kadar seviyorum. İyi ki kocamsın Greyy’im.