Kadında Gizlenen Tanrıçalık


Anadolu’da Ana Tanrıça ve Tanrıçalar

İnsanların yaradılışında kadın ve erkeğe bazı rol ve sorumluluklar verilmiştir. Bizim bu noktada değineceğimiz konu kadın ve beraberinde tanrıça olarak anılmaya başlanması olacaktır. Kadın; üretkenliği, şefkati, tabiatla iç içe oluşu ve doğurganlığıyla bilinen bir varlıktır. Bütün bu özellikleriyle kadın toprağa benzetilmesi verimliliği, tohuma hayat vermesi ve üretmesiyle özdeşleşmiştir. Bu sebeple kadının üretkenliğinin toprağın verimsiz ya da verimli olmasıyla ilgili olduğu düşünülmüştür. Toprağın ilahi anlam kazanmasıyla kadının tarım ile geçinen topluluklarda ‘’toprak ana ‘’ olarak ifade edilme biçimi ortaya çıkmıştır. Bu düşünce şekli farklı kültürlerin hakim olduğu coğrafyalarda uğraş alanlarına göre ve yaptıkları işlerde verim alma durumuna göre bilgelik, savaşçı, hayat, ölüm vb. inanışları temsil eden tanrıçalar olarak dinin temelini oluşturmuşlardır.

Dişi tanrıya tapma adeti Anadolu’da, Yeni Taş Çağı boyunca egemen olmuştur. Hatta o dönemde kadın tanrı baş olarak sayılıyordu. Aynı inancın daha sonraki dönemlerde de süregeldiği görülmekteydi. Nitekim Hattilerde ‘’Vuruşemu’’, Hurrilerde ‘’Hepat’’, Hititlerde ‘’Arinna’nın güneş tanrıçası, Geç Hititlerde ‘’Kupaba’’, Yunan ve Roma dönemlerinde ise ‘’Kybele’’ adları ile anılan tanrıçalar Yeni Tunç Çağı’ndan beri tanıdığımız Anadolu geleneğini sürdürmüşlerdir. Hititlere kadar isimsiz olan Ana Tanrıça, kendisinden sonra Anadolu’nun en güçlü devletini kuran Frigler, tanrıçaya ‘’Kibele’’ adını verdiler.

Frigler, şehirlerini koruyan tanrıçanın bereketini kutsamak için tapınak rahiplerini hadımlaştırmış, seçilmiş ve özel olarak beslenmiş erkekleri Kibele’nin öfkesini dindirmek ve inayetine ulaşmak için kurban vermişlerdir. M.Ö. 3200 – M.Ö. 2340 yılları arasında Mezopotamya’da hüküm sürmüş Sümer uygarlığına baktığımızda toplumsal ahlaka verilen önemi yansıtan bir tanrıça karşımıza çıkmaktaydı. Sümer ülkesinin, Lagaş şehrinin Tanrıçası olan Nanşe sosyal düzenden sorumlu olmasıyla bilinmektedir.

Sümerlilerin mitolojik öyküleri yazı ile kendisinden sonra Mezopotamya’da yaşayan Sami kavimler başta olmak üzere diğer toplumlara da ilham kaynağı olmuştur. Mezopotamya sınırları dışında Suriye, Anadolu ve Yunanistan bu etkileşim sonucu kendi inanç sistemlerinin temellerini atmıştı. Sümerlilerin önemli dört tanrıyı Ana Tanrıça olarak kabul ettiği bilinmektedir. Bunlardan bir tanesi tanrıça olarak bilinen Ninhursug, Tanrı An’ın eşiydi. Bu Tanrıçanın bütün yaşayanların anası olarak insanların yaradılışında önemli rol oynadığı düşünülüyordu. Sümer ve Sami tanrılarının bir karışımı olarak yer alan İştar ise hem erkek hem de dişi özellikler taşımaktaydı. Asurbanipal dönemine ait bir fal metninde bu değişim açıkça vurgulanmıştır. Belgede, Akşam Yıldız İştarı’nın ‘’dişi’’, Sabah Yıldızı İştarı’nın ‘’erkek’’ olduğu belirtilmiştir. Yıldızlar aleminin tanrıları içinde İnanna’nın yerini alan İştar’ın simgesi de sekiz köşeli yıldızdır. İştar genellikle aslan ile birlikte betimlendiğinden kutsal hayvanının aslan olduğu düşüncesini akla getirmektedir. Sümerlilerin önde gelen şehirlerinden Uruk’un baştanrıçası olarak kabul edilen bu tanrıça; güzelliğin, şefkatin, hırsın, kavganın, kurnazlığın ve en önemlisi de bereket ve çoğalmanın sembolü olmuştur.



Mitoloji ise daha çok Roma ve Yunan uygarlıklarını belirtmekte kullanılan ve bir adı da ‘’İlkçağ’’ olan ve tarihi dönemlerin başlamasından, Roma İmparatorluğu’nun yıkılmasına değin devam eden dönem olan Antikçağ’da mevcut olan tanrıları, yarı tanrıları ve kahramanları anlatan masalsı tarihtir.

Batı Mitolojisinde Tanrıçalar

Aphrodite ( Afrodit, Venüs ), Aşk ve Güzellik Tanrıçası…

Afrodit, Zeus ve Dione’nin kızıdır. Denizin köpüğünden doğduğu söylenir. Yunan mitolojisindeki aşk, sevgi ve güzellik tanrıçasıdır. Roma mitolojisindeki ismi Venüs’tür.

Afrodit’in doğumu üzerine iki efsane vardır. Homeros tanrıçanın Zeus ile Okenos kızı Dione’den doğduğunu söylerken, Hesiodos Theogonia’da bu tanrıçanın denizin köpüklü dalgalarından doğduğunu söyler.

Kronos, kral babası Uranos’u devirirken, bir orakla babasının cinsel organını keser. Kesilen organ denize düşer ve oluşan köpüklerden Afrodit doğar. Sevgiyi, sevişmeyi simgeleyen tanrıça, çoğu yerde oğlu Eros ile görünmektedir. Ancak Eros Hesiodos’a göre oğlu değildir ve Afrodit’in alayına daha sonra katılmıştır.

Afrodit’i tarihçiler şöyle tarif ediyorlar : Kızıl saçlı, hafif etine dolgun, dolgun dudaklı, hokka burunlu çok güzel bir kadın… Aşk tanrıçası.. Aynı zamanda çiçekleri ve ağaçları baharda rengarenk donatırmış. Tabiat ona seslenirmiş. Rüzgar onun saçları arasında gezinirmiş. Çiçekler en güzel kokularını o yanlarından geçerken salgılarlarmış. Deniz onu görünce coşarmış. Tabiattaki bu güzellikler ona şarkılar söylermiş.

Tüm Olimpos Tanrıları hatta ölümlüler bile ona aşıkmış. Çok sevgilisi varmış. Sadakatten ise hiç mi hiç nasibini almamış. Bakın bu kadar güzel ve emsalsiz kadın çok çirkin, üstelik topal biri ile evlenmiş. Kiminle mi? Demirci Tanrısı Hephaistos’la…

Bu güzel kadın bir ara da Savaş Tanrısı Ares’le evlenmiş ya da birlikteliği olmuş. Bu o kadar önemli değil. Önemli olan ondan üç çocuğunun olmasıymış: Aresphobos (Bozgun), Demikos (Korku), Harmonia (Uyum)…

Afrodit’le ilgili anlatacak çok şey vardır. Onun üç güzeller yarışmasını biliyor musunuz, bilmem. Orada bir hile vardır. Tarihte yapılmış Homeros’un İlyada destanına göre M.Ö. 2. Binde bugün Kaz Dağları olarak bilinen İda Dağı’nda yapılmış bir yarışmadır. Yarışmacılar Eris, Hera, Athena ve Afrodit idi. Güzellerin her biri kendisini seçmesi için Paris’e önerilerde bulunmuşlar sonuçta Paris elindeki elmayı Afrodit’e (Venüs) vermiştir.

Yarışma sonrası Paris aşık olduğu Helen’i Afrodit yardımıyla kaçırır ve Troya savaşına neden olur. Homeros’un İlyada’da anlattığına göre Truva (Troya) savaşının başlama nedeni Afrodit yüzünden olmuş.

Yunan Mitolojisinin Güçlü Kadını: Hera

Kronos ve Rhea’nın kızı, Zeus,Poseidon,Hades,Hestia ve Demeter’in kardeşidir.Aynı zamanda Zeus’un eşidir.Evlilik tanrıçası olarak bilinen Hera,doğum sırasında kadınların ve evliliklerin koruyucusudur.

Hera, mitolojiye ışık tutan Homeros destanlarında; “İnek gözlü”,”Ak kollu” ya da “Altın tahtlı” diye nitelenen bir tanrıçadır.Zeus’un kızkardeşi ve karısı,evlerin,ailenin koruyucu tanrıçasıdır.Kocasına aşık ve kıskanç bir kadındır.Bütün kusurları ile kadını canlandırır.Tanrılar içinde en fazla insani özellik taşıdığı düşünülür.

Zeus Yunan Mitolojisi’nin en büyük tanrısıdır.Efsanelerde ise Tanrıların Tanrısı sıfatı kullanılmıştır.Baştanrı Zeus guguk kuşu kılığına girerek Hera’yı evliliğe ikna etmiştir.Evlilikleri Hieros Gamos(Kutsal Evlilik) olarak bilinir.Böylelikle Hera Baştanrıça olarak bilinmiştir.

Zeus ise çapkınlıkları ile meşhur bir tanrıdır.Baştanrı olmasının verdiği güçle çeşitli çapkınlıklar yapan Zeus Hera’yı bir hayli üzmüş ve hırslı, kavgacı ve geçimsiz bir kadın olmasına neden olmuştur.Kocasına bağlı aşık bir tanrıçadır.Tüm koşullara karşın Zeus’la iyi geçinerek ve her kadın gibi zorluklarla baş ederek dünyaya evliliğin kutsallığını göstermiştir.


Hera, tipik Yunan Tanrıçası olarak Yunan yarımadasının ırk, soy, din ve dünya görüşlerini, çıkarlarını Anadolu’ya ve Ege’ye karşı savunmuştur. Ares,Hephaistos,Eileithyia,Hebe,Angelos ve Heusha adlarında 6 çocuğu vardır.Doğrudan doğruya efsanesi olmasa bile eşi Zeus’un aşklarında rol oynar kıskançlığından dolayı aşklarına karışır hırsından doğan çocukların yakalarını ömürleri boyunca bırakmaz.Aynı zamanda doğum yapan kadınların koruyucu tanrıçası olarak yanlarında olmuştur.

Aşkından, hırsından,gücünden kötülükler yapsa da sadık aşık bir kadındır.Aphrodite (Güzellik tanrıçası olarak bilinir)’den sonra en güzel kadın olarak bilinmesine rağmen Zeus’tan başka biriyle ilgilenmemiştir.Hera bir ana tanrıça figürüdür ve Argos kenti bu tanrıçanın erken dönem kültünün merkezidir. Samos adasındaki tapınağı ise bir diğer önemli merkezdir.

Demeter – Bereket Tanrıçası

Demeter, Yunan mitolojisinde yer alan bereket, tahıl ve hasat tanrıçasıdır. Roma mitolojisinde kendisine Ceres denilirdi. Ekinleri, bunların içerisinde özellikle buğdayı simgelemektedir. Aynı zamanda anne sevgisini de temsil eder.

Kronos ve Rhea’nın altı çocuğundan ikincisidir. Hestia‘dan sonra doğan tanrıça, diğer tanrı ve tanrıçalara kıyasla önemli bir yere sahiptir. Homeros’un destanlarında kendisinden “Güzel Saçlı Kraliçe” ya da “Güzel Örgülü Demeter” diye bahsedilir.

Tasvirlerinde genellikle baygın bakışlıdır. Saçları bazen omuzlarına dökülerek tasvir edilir bazende kıvırcık veya örgülü olarak tasvir edilmiştir. Sağ elinde buğday başağı, sol elinde ise meşale vardır.

İnsanlar çoğu zaman bazı tanrıların kendilerine faydalı olacağına inanmazdı. Çünkü bir çok tanrı kendilerini düşünerek bencilce hareketler etmiş, diğer tanrılara ve insanlara zarar vermişti. İnsanlar hepsinin serüvenini keyifle dinleseler de zararlı olmadıkları zamanlarda bile güvenilmez olduklarını düşünmüşlerdir.

Bu açıdan bakıldığında o insanlığın en yakın arkadaşı olarak görülürdü. Bunun sebebi kutsanmasının önemli olmasına dayanmaktaydı. Bereket ve tahıl tanrıçası olduğu için insanlar gerekli olan yiyeceği sağlamak adına ona bel bağlıyordu.

Ayrıca yok etme ve yaratma gücüne sahip olduğundan insanlar onu hoş tutmak istiyordu. İnsanlığın ihtiyaçları doğrultusunda onlarla yakın ilişki içerisinde olan bir tanrıçaydı.

Bereket Tanrıçası hiç evlenmemiş bir tanrıça olarak bilinir. Lakin kardeşi Hestia gibi bakire olarak da kalmamıştır. Bereket Tanrıçası’nın ilk aşkı tanrılar tanrısı Zeus’tur. Bu ikilinin ilişkisinden Persephone isimli bir kızları ve Iacchus isimli bir oğulları olmuştur. Persephone, Demeter kültünde büyük bir öneme sahiptir. Iacchus ise Eleusis Gizemleri’nde yer alan alt düzey bir tanrıdır.


Tanrıçaların hem kadınsal özellikleri hem de toplumdaki inançları temsil etmesi bakımından çeşitli sorumluluklar yüklenmekte olduğunu görmekteyiz. Gerek Batı mitolojisi gerek Anadolu ve çevresinde yaşamış uygarlıkların dini inançlarında bahsetmiş olduğumuz Tanrıçalar, toplumun her zaman inanışları doğrultusunda şekil almıştır. Tarımla uğraşan birçok toplum topraktan verim aldığı zamanlarda Tanrıçalara teşekkür ifadesi olarak figürlerini çeşitli malzemelerle sanata dökmüşlerdir. Fakat kimi zaman verimsiz toprağın suçlusu Tanrıça olmuş ve sitem, beddua içeren söylemler Tanrıça nezdinde ona sunulmuştur. Özellikle toprağa benzetilmesi yönüyle kadın bu durumda daha ağır baskılar görmüştür. Tanrı ile olan ilişkilerde de kadın öne atılarak arayı bozan, yoldan çıkaran şeklinde tanımlanmıştır. ‘’Toprak Ana’’ figürüyle hayat bulan Tanrıçalar, daha sonraları gündeme bakirelik ve Tanrılarla yaşadıkları ilişkiler doğrultusunda kadınsal gururu hiçe sayacak suçlamalara maruz kalarak toplumun gözünde kötü bir konuma yerleşmiştir.



Kaynaklar

Ord. Prof. Dr. Ekrem Akurgal, HATTİ VE HİTİT UYGARLIKLARI, Haziran 2015, Ankara

Erhat, A. /Mitoloji Sözlüğü 1972, İstanbul, Remzi Kitabevi, 1

L. Gürkan Gökçek, ASURLULAR, 2015, Ankara

İzzet Çıvgın – Remzi Yardımcı, İlkçağ Tarihi, Ankara, 2007

Mehmet Korkmaz, Mitolojik Dinlerin Gizemi, 2009, 1. Baskı

Muazzez İlmiye Çığ, ORTADOĞU UYGARLIK MİRASI, 5. Basım, Şubat 2010

Nazan Sara Satana, Aphrodite – (Afrodit, Venüs), Aşk ve Güzellik Tanrıçası, 26 Mart 2012

Susan Wise Baver, Dünya Tarihi 1. Cilt: İlkçağ En Eski Göçebe Halklardan Roma İmparatorluğu’nun Çöküşüne, 1. Baskı, Soy Yayınları, 2014, İstanbul

Tuğçe Karaorman, Demeter – Bereket Tanrıçası ve Eleusis Gizemleri, 30 Kasım 2017