İngiltere ile Avrupa Birliği (AB) Sonunda Boşandı

Kısaca hatırlatalım. İngiltere, Galler, Kuzey İrlanda ve İskoçya'dan oluşan Birleşik Krallık (BK), Haziran 2016'da yapılan AB referandumu sonucunda yüzde 48'e karşı yüzde 52 ile AB’den ayrılma (BREXIT) kararı almıştı.

BK, AB ile başta ticaret olmak üzere ikili ilişkiler konusunda kapsamlı müzakereler yürütüyordu. Görüşmelerde "adil rekabetin sağlanması", "ticari anlaşmazlıkların nasıl çözüleceği" ve "balıkçılık" gibi konular en zor ve sorunlu başlıklar olarak öne çıkmıştı.

Bu başlıklarda süre gelen sorunlar sarmalı neredeyse müzakereleri tıkanma noktasına getirmişti. Dahası sürecin “anlaşmasız BREXIT’e” evrilebileceği dillendirilmeye başlanmıştı. Ancak korkulan olmadı ve kötü senaryo yaşanmadı. Britanya'nın BREXIT sonrası dönemde AB ile ilişkilerini ve ticaretinin belirleyecek anlaşmayı akdetmek üzere aylardır yürütülen müzakereler sonunda anlaşmasız BREXIT'e yedi gün kala uzlaşmaya varıldı ve Britanya’nın AB’den ayrılık süreci fiilen tamamlanmış oldu.

Böylece 2. Dünya Savaşı sonrası konjonktürde ortaya atılan Avrupa'yı birleştirme projesi, zorlu bir boşanma sürecinin ardından köşe taşını ve kilit oyuncusunu kaybetmiş oldu. Artık Britanya ve AB arasında yeni bir dönem başlıyor. Başbakan Boris Johnson’ın “Paramızın, sınırlarımızın, yasalarımızın, ticaretimizin ve balıkçılık yaptığımız suların kontrolünü geri kazandık” açıklaması dikkat çekici ve yeni dönemin ipuçlarını veriyor.

Şimdi ne olacak?

AB ve Britanya, yeni anlaşma ile gümrük vergisi ve kota olmadan ikili ticareti sürdürecek. AB Komisyonu, üyelikten ayrılan Britanya ile uzlaşılan “Ticaret ve İşbirliği Anlaşmasını” yayımladı. Buna göre, taraflar arasında yeni bir serbest ticaret anlaşması yapılacak. Anlaşma, mal ve hizmetlerle birlikte yatırım, rekabet, kamu destekleri, vergi, ulaşım, enerji, balıkçılık, veri güvenliği ve sosyal güvenlik gibi alanları da kapsayacak.

Taraflar, çevreyi koruyacak ve iklim değişimi ile mücadeleye öncelik verecek. Sosyal haklar ve işçi hakları gözetilecek. Bağlayıcı bir uzlaşmazlık çözüm mekanizması kurulacak. Bu mekanizma rekabetin adil ve eşit şartlar altında gerçekleşmesini sağlarken, rekabeti engelleyici davranışlarını da önleyecek.

AB ve Britanya karasularındaki balık stoku ortak yönetilecek. Britanya balıkçılık faaliyetlerini geliştirebilecek. Avrupalı balıkçıların faaliyetleri sürdürülecek. Hava yolu, kara yolu, demir yolu ve deniz ulaşımları devam edecek. AB ve Britanya ulaşım alanında adil şekilde rekabet edecek.

AB ve Britanya vatandaşlarının sosyal güvenlik hakları koordine edilecek. Britanya, mali katkı sağlaması durumunda AB'nin araştırma programlarına katılabilecek. Özellikle sınır ötesi suç ve teröre karşı emniyet ve adli iş birliği çerçevesi kurulacak. AB ve Britanya arasında Ortak Konsey kurularak, anlaşmanın nasıl yorumlanacağı ve yerine getirileceği belirlenecek. Ezcümle kâğıt üzerinde her şey olumlu ve sorunsuz görünüyor.

Britanya egemenliğini geri mi kazandı?

Başbakan Boris Johnson haliyle kendi optiğinden yaşanan süreci değerlendirdi. Yaptığı açıklamada Johnson, “kaderimizin kontrolünü geri aldık, bunun imkânsız olduğunu söylüyorlardı, ama egemenliğimizi geri kazandık” argümanlarını kullandı. Oldukça iddialı ve belki de popülist bir çıkış lakin haklılık payı var.


Britanya 1 Ocak itibarıyla Gümrük Birliği ve Ortak Pazar'dan çıktı. Britanya yasaları artık sadece Britanya parlamentosunda yapılacak ve sadece Britanya mahkemelerinde Britanya yargıçları tarafından değerlendirilecek. Avrupa Adalet Divanı'nın Britanya'daki yargı yetkisi de sona eriyor. Britanya'ya gelenler üzerinde kontrol AB’den çıkıyor ve insanların serbest dolaşımı sona eriyor. Bu perspektiften bakınca Başbakan Johnson’un açıklamaları karşılık buluyor.

BREXIT'i geride bırakıp yolumuza devam edeceğiz

AB'nin icra organı olan Avrupa Komisyonu'nun Başkanı Ursula von der Leyen de BREXIT ticaret anlaşmasıyla ilgili açıklamalarda bulundu ve AB’nin yaklaşımını ortaya koydu. Müzakerelerin zorlu geçtiğini, sonunda hem AB hem de Britanya'nın çıkarına olan bir anlaşma sağlandığını belirten Leyen, “Bu, adil ve dengeli bir anlaşma. İki taraf için de doğru ve sorumlu olan buydu. Sonunda BREXIT'i geride bırakıp yolumuza devam edebileceğiz.” ifadelerini kullandı.

Üzerinde mutabakat sağlanan anlaşmanın bu aşamadan sonra Britanya parlamentosu, AB üyesi ülkeler ve Avrupa Parlamentosu (AP) tarafından onaylanması gerekiyor. Başbakan Johnson, vakit kaybetmeksizin Avam Kamarası'ndan onay talep etti bile. AP Başkanı David Sassoli ise parlamenterlerin öncelikle anlaşmayı ayrıntılı şekilde inceleyeceğini, onaylayıp onaylamayacaklarına 2021'de karar vereceklerini açıkladı. Sassoli, AP'nin anlaşmayla ilgili kırmızı çizgileri konusunda baştan beri net olduğunu, onaylamanın garanti olmadığını, onay verilse dahi uygulamanın sıkı takip edileceğini vurguladı. Görüldüğü üzere AB ile Britanya arasındaki müzakere trafiği bir süre daha devam edecek.

İskoçya'dan bağımsızlık çağrısı

Gelişmeler Birleşik Krallık ile AB arasında bir konsensüsü işaret etse de ilerleyen dönemde Britanya’nın başını ağrıtacak gelişmelerin yaşanması yüksek olasılık. Nitekim, İskoçya Bölgesel Yönetimi Başbakanı Nicola Sturgeon, Birleşik Krallık ve AB arasında varılan ticaret anlaşmasının BREXIT'le kendilerinden alınanı telafi edemeyeceğini belirterek bağımsızlık çağrısı yaptı.

BREXIT'in İskoçya halkının iradesine aykırı olduğunu vurgulayan Sturgeon, "Brexit'in bizden aldıklarını telafi edecek hiçbir anlaşma yok. Bağımsız bir Avrupa ülkesi olarak kendi geleceğimizin haritasını çizme zamanı geldi" ifadesini kullandı. Görünen İskoçya koşarak bağımısızlık referandumuna gidiyor.

Buna karşın Galler Bölgesel Yönetimi Başbakanı Mark Drakeford ise AB'yle varılan ticaret anlaşmasının Galler halkına vaat edilen bir şey olmadığını açıkladı. Anlaşmayı "zayıf" bulduğunu ve bazı iyileştirmeler yapılması gerekebileceğini belirten Drakeford, "Galler halkı, farklılıklar görecek. Avrupa'ya seyahat etmek eskisi kadar kolay olmayacak. Gallerli öğrenciler, Avrupa'daki üniversitelere erişemeyecek" dedi. İskoçya’dan daha düşük tonlu bir tepki olsa da Gallilerin de memnun olmadığı görülüyor.

Kuzey İrlanda Bölgesel Yönetimi Başbakanı ve İngiltere'yle birlik yanlısı Demokratik Birlik Partisi lideri Arlene Foster ise "Elbette hem ticaret anlaşmasının detaylarını hem de anlaşmanın Kuzey İrlanda açısından önemli olacak güvenlik gibi konularını inceleyeceğiz" ifadesini kullandı.

Kuzey İrlanda Bölgesel Yönetimi Başbakan Yardımcısı ve bağımsızlık yanlısı Sinn Fein'in Başkan Yardımcısı Michelle O'Neill ise, "AB'den ayrılma konusunda birbirinden çok farklı siyasi duruşlarımız olsa da anlaşmasız ayrılığın, kimsenin çıkarına olmadığı konusunda hepimiz hemfikiriz. Bu nedenle anlaşma sağlandığı açıklaması, tüm adada memnuniyetle karşılanacak iyi bir haber" değerlendirmesinde bulundu.

Hatırlatalım, İngiltere, Galler, Kuzey İrlanda ve İskoçya'dan oluşan Birleşik Krallık'ta, Haziran 2016'da yapılan referandumda, İngiltere ve Galler "evet", İskoçya ve Kuzey İrlanda ise "hayır" oyu vermişti.

Sonuç olarak AB, kuruluşuna en yüksek katkıyı veren Birleşik Krallık ile yollarını ayırarak ciddi bir güç kaybına uğruyor. Geleceği tartışılan AB’nin bundan sonra gücünü nasıl konsolide edeceği ve varlığını nasıl sürdüreceği ise muamma. İngiltere’yi başka ülkelerin takip etmesi de ihtimal dahilinde. Avrupa’nın rotasını artık Almanya ve Fransa belirleyecek.

Öte yandan Birleşik Krallığı da zorlu günler bekliyor. İskoçya orijinli gelişmelerin yakından takip edilmesinde yarar var, ufukta İskoçya’nın bağımsızlık kartını masaya güçlü bir şekilde koyacağı ve bağımsızlık referandumuna gideceği görünüyor. Şimdilik olmak kaydıyla biraz ütopik olabilir ama yakın gelecekte Marmaris’e Britanya pasaportu ile gelen İngilizleri ve Gallileri, AB pasaportu ile gelen İskoçları görmek şaşırtıcı olmayabilir.