HAMİLELİKTE CİNSEL YAŞAM

GEBELİK VE CİNSELLİK

Hamilelikte anne adayı birtakım bedensel ve ruhsal değişiklikler yaşar. Cinsel arzu(libido) da bunlardan biridir ve dönem dönem azalış,dönem dönem artış gösterebilir. Erkekler de gebelik döneminde libido değişikliği yaşasalar da kadınlara göre daha az etkilenirler.

Cinsellik konusu birçok toplumda halen bir tabu olarak varlığını sürdürmektedir. Cinsel yaşamın bu tabu özelliğini koruması nedeniyle hamilelikte cinsel ilişki de anne ve baba adaylarının doktorlarına çoğu zaman sormadıkları ve belki de soramadıkları, bu yüzden de bilgilerinin yetersiz olduğu bir konu olmaya devam eder. Doktorlar da çoğu zaman anne ve baba adaylarıyla yaptıkları görüşmelerde bu konu üzerinde fazla durmazlar.

Genellikle Cinselliğin gebelik üzerine olumsuz etkileri olabileceğinden korkulur. Ancak gebelikte herhangi bir problem olmadığında cinselliğin gebelik üzerine olumsuz etkisi bulunmamaktadır. Doktor tarafından yasaklanmadığı takdirde cinsel ilişkiye gebeliğin her döneminde girilebilir. Tabii ki dikkat edilmesi gereken bazı hususlar vardır. Gebelik döneminde kanama olması, erken doğum tehdidi gibi durumlarda cinsellikten kaçınılması gerekir. Zaten bu gibi durumlarda doktorlar tarafından anne baba adayı uyarılır.

Anne adayının cinsel yaşamında gebeliğin dönemlerine göre farklılıklar olmaktadır. İlk üç ay, orta üç ay, son üç ay ve lohusalık dönemi ayrı ayrı ele alınabilir.

İlk üç ayda görülen değişiklikler

Bu dönemde anne ve baba adayı için adaptasyon sürecidir. Anne adayı gebelik süreci ve doğum sonrası sorumlulukları hakkında endişeli olabilir. Fiziki olarak da annenin yorgunluk, halsizlik, memelerde hassasiyet, bulantı-kusma ve kokulara aşırı hassasiyet gibi şikayetlerinin olduğu dönemdir. Bazı anne adayları bu dönemde cinsel ilişkinin düşüğe sebep olacağını düşünebilirler. Tüm bu değişiklikler kadının cinsellikten uzak durmasına yol açabilir.

İkinci üç ayda görülen değişiklikler

Bu dönem anne adayının gebeliğin getirdiği hem fiziksel hem ruhsal değişikliklere uyum sağladığı dönemdir. Artık gebelik kabullenilmiş ve korkular azalmıştır. Bu dönemde anne adayının cinselliğe karşı ilgisi artar. Hatta gebeliğin etkisiyle genital bölgedeki kanlanmanın artmış olması anne adayının cinsel ilişkiden alacağı hazzı arttırabilir.


Son üç ayda görülen değişiklikler

Gebeliğin ilerlemesiyle anne adayında tekrar fiziksel şikayetler başlar. Karın büyümüş annenin hareketleri kısıtlanmış, yorgunluk, uykusuzluk, mide problemleri gibi şikayetler baş göstermiştir. Vücut imajı hakkında olumsuz düşünceleri olabilir. Ayrıca doğumun yaklaşmasıyla beraber doğumla ilgili endişeler artmıştır. Rahmin büyümüş olması nedeniyle ilişki ağrılı ve rahatsız edici olabilir. Çiftlerin bu dönemde değişik pozisyonlardan kendilerine uygun olanı kendileri belirlemeleri gerekmektedir. Özellikle karına bası yapmayacak pozisyonlar belirlenmelidir.


Lohusalık dönemi

Doğum sonrası 4-6 hafta sonra ilişkiye başlanabilir. Yine bu dönemde doğum eyleminin getirdiği yorgunluk, bebeğin bakımı için annenin uykusuz kalması gibi faktörler annenin cinselliğe karşı ilgisini azaltır. Anne ilişki sırasında dikiş bölgesine ya da ameliyat yerine zarar vereceğini düşünebilir. Vücut imajı hakkında olumsuz düşüncelere kapılabilir. Bebeğin ağlaması ya da bakım zamanın gelmesi gibi faktörlerle ilişkiye konsantre olamayabilir. Doğum sonrası emziren annelerin vajinaları hassas olup ilişki sırasında yanma görülebilir.

Tüm gebelik sürecine baktığımızda, fizyolojik açıdan gebelik cinsel yaşamı olumsuz olarak etkilemez, cinselliğin sürdürülmesi de gebelik üzerine olumsuz etki yapmaz. Aksine yakınlık hissi, kadının ve erkeğin kendini iyi hissetmesi ve çift ilişkisinin güçlenmesi açısından önemlidir. Sağlıklı bir çift ilişkisinin çocuğun ruhsal sağlığı için avantajı ise tartışmasızdır. Gebeliğin ve doğum sonrası annelik rolünün zorlukları çiftleri birbirinden uzaklaştırmamalıdır. Ancak bu zorlu süreçte eşlerin birbirine karşı anlayışlı olması gerekmektedir. Cinsel ilişkiye isteksiz olunan zamanlarda eşlerin ilişkiye zorlanmaması ya da isteksiz olunduğunda birbirlerine bunu açıkça ifade etmeleri gerekmektedir. Çiftler bu zor dönemin geçici olduğunun farkında olmalıdırlar.