ENTRİKA SARMALİ 3.BÖLÜM

Güncelleme tarihi: 14 Ara 2020




Sabah erkenden uyanan ev halkı kahvaltı masasında toplanmıştı. Bir sessizlik tüm çehrelerde hüküm sürüyordu. Angela kahvaltıdan sonra Harry ile bir pikniğe katılacaktı. Sophie’yi de götürmek isterdi ama daha resmi olarak dostlarına takdim edilmemişti. Neyse ki bir hafta sonraki yemekte bu işi de halledecekti. Kahya Kadın mürebbiyenin kızları beklediğini söylemek için geldiğinde kahvaltıları bitmek üzereydi. Ava ve Mia da Amelia ile eğitime başlayacaktı. Kızlar hızla odayı terk ettiler. Angela ve Harry de evden çıkmak üzereydi. Sophie planının ilk adımını atarak mutfağa indi.Aşçılar öğle yemeği hazırlığına başlamışlardı.Kahya kadın da kendi işleriyle ilgileniyordu. Sophie etrafı inceliyormuş gibi yaparak Kahya kadının yanına geldi. İlgili bir sesle “Ah neredeyse bütün evin yükü sizin omzunuzda çok yoruluyor musunuz?” diye sordu. Kahya kadın elindeki işi bırakarak Sophie’ye yanıt verdi. ”Hayır Hanımefendiciğim. Bu aileyi o kadar severim ki hiçbir iş zor gelmez bana”. Sophie’nin hiç istemeyeceği şeylerden biri de sadık çalışanlardı. Nazik görünmeye çalışarak “bana biraz etraf hakkında bilgi verebilir misiniz. Uzun bir süre burada yaşayacağıma göre biraz bilgi işime yarayacaktır” dedi. Kahya kadın tekli koltuğu göstererek oturmasına yardımcı oldu. Kendi de diğer koltuğa yerleşti. ”Nereden başlayacağımı bilemiyorum doğrusu. Malikane şehrin merkezine yakın bir konumda olduğu için çevremizde oldukça fazla aile yaşıyor. Soylu ve asil insanlar. Hepsi de Angela Hanımefendiyi ve Harry Beyefendiyi çok severler. En sık görüştükleri aileler Roberts, Tampson ve O’Kelly. Özellikle Angela Hanımefendiciğim İsabel O’Kelly’i çok severdi. Yaşça ondan büyüktü siyah kuzguni saçlarına aklar düşmüştü. Zayıf, hafif kambur bir kadıncağızdı. Zavallı kötü bir hastalıktan bir sene önce vefat etti. Sizi zaten haftaya planlanan akşam yemeğinde tanıştıracaklar. Ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız” dedi. Sophie bu konuşmadan tatmin olamamıştı. Biraz soru sormakta sakınca görmedi. ”Harry’nin ailesi yakınlarda mı oturuyor” diye sordu. Kahya kadının yüzünde keder çizgileri belirdi. ”Harry beyefendinin annesi ve babası o çok küçükken vefat etmişler. Bir kız kardeşi ve ağabeyi var onlarda şehrin dışında yaşıyorlar. Pek sık gelip gitmezler” dedi ve ekledi “Harry beyefendiciğim zaman zaman rüyasında annesi ve babasını görüyormuş onu yanlarına çağırdıklarını söylemişti bir keresinde. Bazen annemin ruhunu yanımda hissediyorum derdi ”. Kahya kadın aklına bir şey gelmiş gibi yerinde huzursuzca kıpırdandı. ”Müsaadenizle işlerime geri dönmem gerekiyor” diyerek mutfaktan ayrıldı. Sophie edindiği bu bilgileri nasıl kullanacağını bilmiyordu. Canı sıkılmıştı bahçeye çıkıp biraz hava almaya karar verdi ve o da mutfaktan ayrıldı.

İlk hafta Sophie için oldukça sıkıcı geçmişti. Harry çiftlik eviyle ilgilendiği için akşamları eve geç geliyordu. Onu sadece yemekte görebiliyordu. Geceleri hayaliyle uyuyordu. Çiftlik evine geçmeden Angela’dan kurtulması gerekiyordu. Onun için düzenlenecek yemek akşamdı. Angela, kızlar ve Sophie için yeni elbiseler diktirmişti. Gerçekten son moda olan elbiseler oldukça şıktı. Kızlar bayılmıştı. Sophie yine burun kıvıracak bir şey bulmuştu ama mecburen katlanmak zorundaydı. Hizmetçiler, aşçılar harıl harıl hazırlıklar için uğraşıyordu. Angela her ayrıntıyla kendisi bizzat ilgileniyordu. Kendisi gibi kuzeninde yakın dostlar edinmesini, taşra terbiyesinden ayrılmasını istiyordu.

Misafirler tek tek gelmeye başlamış yemek öncesi içkisi için kadınlar kendi bölümlerine erkekler ise biraz oyun oynamak için oyun salonuna geçmişlerdi. Tüm hazırlıklar bittiğinde herkes masada yerini almıştı. Başlangıçlar masa da yerini alırken Angela kuzenini kısaca tanıttı. Konuklar da birkaç soru sorduktan sonra yemeğe başladılar. Tüm ayrıntıların düşünüldüğü masa için konuklar övgülerini iletirken Angela tüm dikkatini Sophie’ye vermişti. Yanlış bir şey söyleyecek ya da arkadaşlarının saygısını kazanamayacak diye çok korkuyordu. Yemeğin ortalarına doğru servisi kontrol etmek için izin istedi ve mutfağa inmek için odadan çıktı.O esnada Lily Roberts Sophie’ye yönelerek “ Sophie Angela çok nazik bir hanımefendidir. Görüyorum ki sizin naifliğiniz aileden geliyor. Sanırım bizden bahsetmiştir. Çok yakın ilişkimiz vardır. Sık sık bir araya geliyoruz”dedi. Sophie elindeki çatalı nazikçe yerine koydu ve Lily’e dönerek fakat bütün masanın duyacağı şekilde cevapladı. “Aslına bakarsanız Angela bana sadece İsabel O’Kelly’den bahsetti. Ben gelmeden önce her gün uzun bahçe yürüyüşleri yaparlarmış. Fakat ben henüz tanışma onuruna erişemedim.” Cümlesini bitirince masadakilerden birinin elinden çatalı düştü, Lily’nin bakışları koyulaştı ve Harry’nin keskin bakışları Sophie’nin üstünde kilitlendi. Masada buz gibi bir hava esiyordu. Sophie içinden sevinç kutlamaları yaparken dışarıdan olanları anlamaya çalışan bir insanın karmaşık yüz ifadelerini sergiliyordu. Lily İsabel O’Kelly’nin bir sene önce vefat ettiğini başka biri olmadığına emin olup olmadığını sordu. Sophie kendinden emin bir şekilde “Angela bana zayıf,siyah saçlarına ak düşmüş bir kadın olduğunu söyledi. Hatta sırtındaki kamburluktan dolayı yürüyüşlerde zorlandığından da bahsetmişti” dedi. Masadakiler duyduklarına inanamadı. Sophie’nin bahsettiği kişi İsabel’di ama onu Sophie nasıl tanıyacaktı işte bu büyük bir soru işaretiydi. Harry inkar etmek için tam söze girecekti ki tüm asilliğiyle Angela içeri girdi. İçeride ki soğuk havayı algılamıştı. Hızlıca bakışlarını Sophie’ye çevirdi gayet iyi görünüyordu. Üstünde durmamaya karar vererek yerine oturdu. Yemek başladığı gibi keyifli bitmemişti. Misafirler ve Harry sürekli kendisini inceliyordu. Yemek sonrası yine içkilerini almak için salonlara geçilecekti ama misafirler erken ayrılmayı tercih etmişlerdi. Harry ise erken uyumak istediğini söyleyerek odasına geçmişti. Angela Sophie’nin ağzını aradı ama bir sonuca varamadı. O da yorgun olduğunu söyleyerek odasına çekildi. O gece uyumayan iki kişi vardı. Biri korkudan gözüne uyku girmeyen Harry, diğeri sevinç kutlaması yapan Sophie.