ENTRİKA SARMALİ 33. BÖLÜM


Harry gerekli düzenlemeleri yaptıktan sonra uzun sürecek olan seyahate çıktı. Sophie anlatılanların hepsini dikkatle dinlemesine rağmen anlamıyordu. Ona çok uzak terimlerden bahsediliyor, açıklandığında ise kafası tamamen karışıyordu.

Angela ise yeni iş planını hayata geçirmek için gece gündüz çalışıyordu. Adrian artık eskisi gibi saldırgan değildi ama bir çok konuda kendini karşı çıkmadan alıkoyamıyordu. Angela malikaneye geçmiş, kullandığı eve Adrian yerleşmişti. Neredeyse uyku vaktine kadar Adrian’la beraber çalışıyor atölyeleri geziyor, atölyelerde çalışacak işçileri seçiyorlardı. Amelia Victor’u sadece arkadaş olarak anımsıyordu ve bir kez bile Adrian’a sormamıştı. Adrian’ın varlığına tüm aile alışmış sanki ailenin bir üyesi gibi davranıyorlardı. Angela ile Adrian arasındaki çekim gün geçtikçe daha çok güçleniyordu. Öyleki kadının yeri evidir diye düşünen Adrian bir kadının neler yapabileceğini gördükçe saygısı artmış, ön yargıları bitmişti. James Fransa’dan çok nadir geliyordu. Yaşı uzun seyahatlere pek izin vermiyordu. Alexander Miranda’ya abilik yapmaya başlamıştı. Onu koruyor,ne yapmak istiyorsa onu yapmasına yardımcı oluyordu.

Amelia ise komşularının oğluna gönlünü kaptırmıştı. Büyük bahçelerinde uzun yürüyüşler yapıyor, birbirlerine kitap okuyorlardı. Angela’nın bu duruma bir itirazı yoktu. Oldukça centilmen, iyi yetiştirilmiş bir çocuktu. Herkes hayatından memnundu. Artık işleri yoluna koymuşlardı ve Adrian kendi işlerinin başına dönmek istiyordu ama Angela’dan ayrılmak zor geldiği için sürekli bahaneler buluyordu artık bulacak bir bahanesi kalmamıştı çünkü herşey mükemmel bir şekilde hazırdı. Kalan işleri Angela takip etmeliydi ki zaten bu konuda ondan iyisini bulamazdı. Fransa’ya dönmeden bir gün önce akşam yemeği için malikaneye geldi. Amelia erkek arkadaşının evine akşam yemeğine davetli olduğu için onlara katılamadı. İkisi baş başa yemek yiyeceklerdi. Adrian aslında böyle bir yemeği çoktandır istiyordu. Yine işle dolu bir yemek geçirdiler. Yemek sonrası içkisi için salona çalışma odasına geçtiler. Çıtırtıyla yanan şöminenin içindeki odunlar tüm odayı sıcak renklere boyuyordu. Oldukça romantik bir ortam yaratmanın yanında insanın içine huzur da yayıyordu. İkisi bir süre yanan ateşi izlediler. Angela kafasını Adrian’a çevirdiğinde onun koyulaşmış gözleriyle karşılaştı. İkisi de birbirlerinin gözlerinde bir süre oyalandılar. En sonunda Adrian Angela’nın oturduğu koltuğun kenarına oturdu ve parmaklarının tersi ile saçlarıyla oynamaya başladı. Uzun zamandır bir erkekle bu kadar yakınlaşmamış olan Angela onun yakından daha KESK’in olan kokusunu içine çekti. İkisi de ısrarla konuşmuyordu. Adrian’ın saçlarından yüzüne süzülen parmakları Angela’nın iç çekmesine neden oldu. İkisi de birbirlerini istiyordu ama toplumsal etik onların bu duygularını bastırmaları gerektiğini söylüyordu. Sonunda ilk konuşan Adrian oldu. “Angela senin karşıtın olarak çıktığım bu yolda seni yanımda Arzu’lar oldum. Victor’un annesi vefat ettikten sonra kimseye karşı en ufak bir hissim bile olmadı. Baban beni nişanlın olarak tanıttığından beri sanki gerçekten öyleymişim gibi gelmeye başladı. Kendimi kandırıyordum belki engellemeye çalışıyordum. Bu minicik avuntu benim tek arzum olmaya başladı. Fransa’ya gitmek istemiyorum. Ama mecburum. Oray’a gittiğimde Victor’un oradaki işleri ele almasını sağlayacağım. Eğer senin içinde uygunsa ben artık seninle yaşlanmak istiyorum. Bu ev veya yeni bir ev hiç önemli değil sadece seni istiyorum” dedi. Angela’nın duyduklarından sonra yanakları kızarmıştı. Harry’e olan duyguları biteli çok olmuştu. Ona karşı sadece saf bir öfke vardı. Adrian her ne kadar farklı özelliklere sahipsede Harry’nin önceki kudreti ondada vardı. Korkuyordu, Adrian’ı arzuluyordu. Bir kez kendi için bir şey yapmak istedi Adrian’ın yüzünü avuçlarının arasına aldı ve dudaklarına minik bir buse kondurdu. Adrian hem çok mutlu, hem de şaşırmış görünüyordu. “Bu bir evet mi?” diye sordu. Angela ışıltılı gülümsemesiyle “Evet Bay Adrian bu bir evet” dedi