ENTRİKA SARMALİ 31. BÖLÜM


Harry ile beraber James dışında herkes duyduklarını sindirmeye çalışıyordu. Adrian ağzını açmadı,Angela karşı çıkmadı. Belli ki James ne yaptığını biliyordu. Harry kapıya doğru yöneldi “mutluluklar dilerim” dedi ve odadan çıktı. Arkasından ilk konuşan Angela oldu “baba neden böyle bir şey söyledin. Adrian Bey çok özür dilerim” dedi. Adrian önemsiz olduğunu belirtircesine kafasını salladı. James ve Adrian Angela’nın karşısında yerini almıştı. James hikayeyi Adrian’a anlattı. Adrian olumlu veya olumsuz bir açıklamada bulunmadı. Konuyu işe getirerek gergin havanın dağılmasını sağladı. Akşama kadar Angela’nın fikri üzerine tartıştılar, planlar yaptılar, kontrol ettiler, içlerine sinmedi tekrar plan yaptılar. Tüm bu çalışmanın sonucunda Adrian bağlantılarını kullanarak sürekli hammadde sağlayacak, Fransa gibi Bursa’da bir iş yeri ve ev bulunduracak, burada yapılan ürünler Fransa’da da satılacak, Uzakdoğu’dan benzeri ürünlerin satışının yapılması engellenecekti. Hepsi işin plan kısmının halledilmiş olmasının verdiği huzurla Angela’nın geçici olarak kullandığı eve akşam yemeği için yol aldılar.

Harry Miranda’yı iki gün arayla görüyordu. Amelia ile yüzleşmekten çekindiği için onun çalışanları tarafından getirilmesini uygun görüyordu. Bir kez Kahya Kadın’la gelmişti Miranda. İkisi karşılıklı soğuk bir selamlaşmadan ileri gidememişlerdi. Harry her seferinde kızına onu yanına alacağına dair sözler veriyordu fakat Miranda bunları anlamadı için sadece büyük gülücüklerle babasına sarılmayı tercih ediyordu. İyi bakıldığı kilo almasından, kıyafetlerinden, temizliğinden ve mutluluğundan belliydi.

Sophie tek başına yaşamanın hiçbir faydasını görmediği gibi Ava ve Mia’yı çok özlüyordu. Aklına önce eski kulübelerine gitmiş olabilecekleri geldi. Ama babalarını bulamayınca geri dönmeleri gerekiyordu. Ama bu düşünce aklından hiç çıkmıyordu. En sonunda Galler’e gitmeye karar verdi ne de olsa onu burada tutacak bir nedeni yoktu. Harry gittiğini görünce mutlu bile olabilirdi. Ama boşuna sevinmemeliydi nasıl olsa geri dönecekti. Yine şehire kadar yürüdü. Bir miktar parası vardı. Düzenli olarak Harry’nin cebinden alıyordu. Eh geldikleri son noktaya bakılınca akıllılık ettiği için kendini tebrik etti. Bir postane arabası buldu ve yola koyuldu. Kızlarının yolculuğu düşünüldüğünde oldukça konforlu sayılırdı. Kulübeye giden patikanın başında indi ve yürümeye başladı. Kızları yoksa Noah’ın iskeletinin onu beklediğini düşününce ürperdi. Ama kendini korumak için mecbur kalmıştı. Sonunda kulübeye yaklaştı. Bacasından çıkan duman dikkatini çekmişti demek ki kızları buradaydı. Daha da hızlandı ve içeriden gelen neşeli seslere kulak kesildi. Kapıya vurma ihtiyacı duymadan kapıyı açtı karşısında hiç beklemediği bir manzara vardı. Kızları ve Noah masada yemek yiyorlardı.