ENTRİKA SARMALİ 30. BÖLÜM


Angela’nın tek korkusu Harry’di. Miranda’nın onlarla kalmasına karşı çıkabilir ya da onu görmek bahanesiyle sürekli evine gelmek isteyebilirdi. Düşündüğü gibi işe gittikten birkaç saat sonra Harry’nin kendisini görmek istediğini söyleyen çalışanı içeri girdi. Ertemenin bir anlamı yoktu sonunda bir yüzleşme yaşayacaklardı. Harry tüm ihtişamıyla kapıdan içeri girdi ve Angela’nın karşısındaki sandalyeye kuruldu. İkisi de bir an konuşmayıp birbirlerini incelemeyi tercih ettiler. Sessizliği bozan Angela oldu. “Miranda için geldin sanırım” dedi. Harry “O da gelme sebeplerimden biri madem konuşmaya oradan başlayacağız Miranda’nın hikayesini öğrenip ona evinde yer açmak beni duygulandırdı. Onun için daha konforlu ve güvenli bir yer bulamazdım. Ama ilk önce neden ortadan kaybolduğunuzu,nereye gittiğinizi öğrenmemde bir sakınca yok sanırım” dedi. Angela içinde kabaran öfkeyi yumuşatmaya çalışarak “ beni hasta olmakla suçlayıp başından atman,aç susuz ölüme terketmen,kızımla görüşmemi engellemen,kuzenim ile beraber olup, evlenip üstüne bir de çocuk yapman sana bir açıklama yapmamı gereksiz ve sakıncalı kılıyor” dedi ve delici bakışlarını Harry’nin yüzüne sabitledi. Harry tüm bunlarla karşılaşacağını bildiği için çok rahatsız hissetmedi. Çünkü Angela haklıydı. “Özür dilemem, pişman olmam ve sana yaptıklarımın cezasını kat kat çekmem yaşadığın hiçbir şeyin telafisi olamaz biliyorum. Sophie senin yokluğunun bıraktığı boşluğu değerlendirdi ve ben kahrolasıca erkeksi arzularıma karşı koyamadım. Çok zayıf çok ahlaksız davrandım. Ama sen yoktun Angela”. Angela tahammül sınırını artık aşmıştı. “Ben kendi arzumla gitmedim. Kuzenimin çevirdiği bir entrikaya inanan kocam tarafından gönderildim. “ Harry sürekli haksız olmanın verdiği rahatsız duyguyla kımıldandı. Sesi Angela ile baş başa kaldıkları anlardaki gibi yumuşak ve sevgi doluydu. “Angela ikimizde acılar çektik. Ama diyorum ki artık buna bir son veremez miyiz? Sophie’den ayrılmak üzereyim. Sen ve kızlarımız yine birlikte olamaz mıyız?” Angela tiksinerek yüzünü buruşturdu. Önce Alexander’dan bahsetmeyi düşündü ama bu adamla bir bağı daha olmasını istemiyordu. “Senin ne dediğinden haberin var mı? Sana şuan bakmaya bile tahammülüm yok benim. Sadece Miranda için konuşmayı kabul ettim. Seninle ortak bir gelecek düşünmek bile midemi bulandırıyor. Daha Amelia’yı görmek için tek bir girişimde bulunmadan hep beraber yaşayalım diyorsun. Neyse gelelim konuya Miranda’yı benim evime girerek göremezsin. Görmek istediğin günden bir gün önce çalışanıma söyle lütfen Hizmetçilerimden biri onu istediğin yere getirir.” Harry’nin tüm ümitleri yok oluyordu ama hala evlendiğini söylememişti. Bu ısrarcı olmak için iyi bir nedendi. Tam bir girişimde daha bulunacakken Angela’nın odasının kapısı açıldı. Harry Angela’nın babası James ile göz göze gelince biran ne yapacağını şaşırdı. James’te Harry’i görmeyi beklemiyordu. Kızının onu affetmeyeceğinden emindi. Planları işe yaramış olacak ki Harry özür dilemeye gelmiştir diye düşündü. Kapıdan içeriye Adrian ile birlikte girmişti. Harry üstünkörü bir inceledi. James ile selamlaşmak için yap kalktı. James istemsizce tokalaştı eski damadıyla. Sonra Adrian’ı göstererek “Adrian Bey Angela’nın nişanlısı”dedi.