ENTRİKA SARMALİ 29. BÖLÜM


Sophie kolunu kurtarmak için çırpınıyor ama bir sonuç alamıyordu. Harry tüm gücüyle sıktığının farkında bile değildi. Angela adeta büyülemişti onu. Nasıl asil, güzel ve güçlüydü. Düşündüğünde en başından beri haklı olduğuna karar verdi. Demek tüm bunları yapan Sophie’ydi. Biran önce ondan kurtulması gerekiyordu. Söz verdiği para ve yiyecek konusunu tekrar düşünmek için kafasının bir kenarına koydu.

Amelia o gün çocukluk arkadaşıyla çay içecekti. Hala malikaneye geçmedikleri için arkadaşının evinde buluşmaya karar verdiler. Öğleden sonra at arabası çocukluğunda hatırladığı kadarıyla aynı kalan evin önünde durdu. Arkadaşı onu karşılamak için kapının önünde bekliyordu. İki kız özlemle birbirlerine sarıldılar. Yıllar önce vedalaşamamışlardı ama tekrar görüştükleri için çok mutlulardı. Salona geldiklerinde bir zamanlar annesinin yakın arkadaşlarından olan kadın sıcak bir karşılamayla Amelia’yı buyur etti. Annesinin muhteşem dönüşünden,onu tekrar görmek için nasıl sabırsızlandığından bahsediyordu. Amelia annesine ilk sırt çevirenlerden biri olduğunu bilse kim bilir ne düşünürdü ama annesi için söylediği bu sözler onu gururlandırıyordu. Çay eşliğinde Fransa’dan,Angela’dan, Amelia için verilen muhteşem balodan bahsettiler. Onun yokluğunda çok bir şey değişmemişti. Sohbet devam ederken içeriye sarışın güzeller güzeli minik bir kız çocuğu içeri girdi. Amelia’ya çok tanıdık geliyordu ama tanıması imkansızdı. Miranda Amelia’nın arkadaşının dizlerine oturmaya çalışırken gözlerini Amelia’ya kilitlemişti. Amelia çok sevimli kızı alıp kucağına oturttu. Kız minik tombul eliyle Amelia’nın elini tuttu. Amelia’nın annesi buğulu gözlerle onlara bakıyordu.Amelia arkadaşına “bir kardeşin olduğundan bahsetmemiştin” dedi. Arkadaşı gülümseyerek “çünkü benim değil senin kardeşin. Biliyorsun Sophie Hanım’dan olan” dedi ve anlayışlı bir ifadeyle Amelia’nın boşta kalan elini tuttu. Amelia Miranda’ya bakakaldı. Kucağından indirmeye kıyamıyordu ama babasına olan öfkesinin katlanmasına neden oluyordu. Arkadaşının annesi olanları anlattı. Miranda’nın bu küçücük bedeni hiç anne sevgisi görmemişti. Üvey ablalarının eziyetinden kurtarılıp buraya geçici bir süreliğine getirilmişti. Kendi çektiklerine gözlerini ve kulaklarını kapayan babası ilk kez bir çocuğu için doğru bir şey yapmıştı. Miranda Amelia’nın boyun boşluğuna kafasını sokmuş saçlarıyla oynuyordu. O an kararını verdi Miranda’ya kendisi bakacaktı. Ona ablalık yapacak götürmediği Sevgiyi,şefkati gösterecekti. Alexander ile birlikte oynar,büyürlerdi. Annesinin kızacağı istemeyeceği muhtemeldi. O zaman dedesinden yardım isterdi. Arkadaşının annesine döndü “lütfen Miranda’nın eşyalarını hazırlatın onu beraberimde götüreceğim” dedi. Kadın’ın canına minnetti ama Harry’nin öfkesinden dolayı buna izin veremezdi. Bunu dile getirdiğinde Amelia anlayışlı bir tavırla “babam buraya geldiğinde ona benim Miranda’yı zorla aldığımı,eğer kızını görmek istiyorsa benimle iletişime geçmesini söylersiniz” dedi. Kadın çok karşı çıkmadan razı oldu. Miranda’nın yok denilecek kadar az eşyasını alıp eve doğru yol aldı.

Eve kucağında küçük bir kızla girdiğini gören Kahya kadın gözlerine inanamadı. Amelia sanki kucağında kendi küçüklüğünü taşıyordu. Bu kadar benzerlik olamazdı. Amelia herşeyi ona anlattı. Kadın ne diyeceğini bilemiyordu. Amelia’nın büyük yürekliliğine,şefkatine,vicdanına hayran olup aynı zamanda Angela’nın ne diyeceğini kestiremiyordu. Hep beraber Angela’yı beklemeye başladılar. Bu arada Miranda’nın karnı ablası tarafından doyurulmuş,Alexander ile oynamaya başlamıştı. Cıvıl cıvıl bir kızdı. Uysaldı. Minik bir bedeni sadece babası tarafından az bir sevgi görmüştü. Sonunda beklenen kişi Angela eve geldi. Geçirdiği berbat günden dolayı sinirleri oldukça gerilmişti. İçeri girdiğinde kendine kaçamak bakışlarla bakan Kahya kadın’ı,Amelia’yı, yerde oyun oynayan Alexander ve Amelia’nın küçüklüğüne çok benzeyen küçük bir kız çocuğunu gördü. Koltuğa oturduğunda “ Alexander’ın bir misafiri olduğunu bilmiyordum” dedi. Amelia “anne Miranda hepimizin misafiri”dedi. Anlamaya çalışan bakışlarını kızına sabitledi. Amelia lafı uzatmanın bir anlamı olduğunu biliyordu. Önce Miranda’nın yaşadıklarını anlattı ki bu Angela’nın gözlerinin dolmasına yetti. Sonra “Miranda benim kardeşim” dedi. Angela keskin bakışlarını Amelia’ya çevirdi. “Sende onu buraya öylece getirdin öyle mi?” dedi. Amelia çaresizliğini, duygularını,ona bir hayat sunmanın ablalık görevi olduğunu anlattı. Angela iki arada kalmıştı ama çaresizliği,acıların ne olduğunu biliyordu. Üstelik Sophie’nin ona davranış şekli bir annelik duygularını acıtmıştı. Düşündü,Miranda’ya,yüzüne kararlı bir şekilde bakan Amelia’ya ve Amila’yı desteklediğini belli eden Kahya Kadın’a sırayla baktı. “Tamam. Minik Miranda bizimle kalsın”dedi. Der demez Amelia’nın sevinç çığlıkları salonu doldurdu.