ENTRİKA SARMALİ 27. BÖLÜM


Ava ile Mia babalarına nasıl kaçtıklarını,buna neyin sebep olduğunu,annelerinin durumunu anlattılar. Çocukluklarının geçtiği kulübe de olmak değişik bir histi onlar için. En azından annelerini özlemeyeceklerini biliyorlardı. Harry uğruna onlardan vazgeçmişti. Ama Noah Sophie’nin kendisini öldürmeye çalıştığını anlatmadı. Kızları yeterince ondan nefret ediyordu. Daha fazlasına şuan gerek yoktu.

Sophie yıllardır yürüyormuş gibi gelsede sonunda şehire ulaştı. Harry’nin iş yerine yaklaşınca inanılmaz bir heyecan hissetti. Öyle ki bacakları yorgunluktan ve heyecandan onu taşıyamaz hale gelmişti. Yine de dik durmaya çalıştı ve içeriye girdi. Parşömen parçalarıyla uğraşan Harry onu görünce kaşlarını çattı ki bu hiç hayra alamet değildi. Sophie ilk bulduğu sandalyeye çöktü. Harry’nin konuşmasına fırsat vermeden “kızlar gitmiş” dedi. Harry sanki havadan sudan konuşuyormuş gibi tepkisizdi. Sophie tekrar etti “ kızlar gitmiş diyorum sana” dedi. Harry’nin dudağı alayla kıvrıldı “isabetli bir karar olmuş” dedi. Sophie önce idrak edemedi,idrak ettiğinde ise yapmacık bir öfkeyle “sana kızlarımız gitmiş diyorum,kimle,nasıl gittiler? Başlarına bir şey mi geldi? Sen bana isabet olmuş diyorsun” diye bağırdı. Harry yine gülümsüyordu “öncelikle belirtmeliyim ki onlar benim kızım değil. Benim kızıma nasıl davrandıklarını unutmadım. Miranda’da senin kızın. Onu götürürken yüzüne bile bakmadın, nerede, nasıl olduğunu öğrenmek bir yana kılını kımıldatmadın. Şimdi yanıma gelmiş kızlarım gitti diyorsun. Şuan üzüleceğim tek şey beraber gittikleri erkekler. Benim gibi hayatlarını mahvedecekler” dedi. Sophie duyduklarına inanamıyordu. “Sen sen benim anneliğimi sorgulayamazsın. Sana inandığım, sana aşık olduğum için kendimden nefret ediyorum.” Sinirden kıpkırmızıydı. Harry ise sanki ona iltifat ediyormuşçasına bir hal içindeydi. “. Tamam öyleyse Sophie. Her insan hatalarından dönebilir. Bence sen de ben de bu hatadan dönmeliyiz. Boşanmak istiyorum. Şuan ki yaşadığın ev senindir. Keşke ilk geldiğin Zaman orada yaşayabilseydin. Tüm bunlar olmazdı. Sana bir miktar yiyecek gönderirim. Daha fazla bir şey bekleme benden.” Sophie’nin kalbine sanki bir hançer saplanmıştı. Kulakları uğulduyordu. Bayılacağını sandı. Son sözlerini söylermiş gibi haykırdı. “Senden asla boşanmayacağım.”