ENTRİKA SARMALİ 23. BÖLÜM



Malikane için esaslı bir tadilat yapılıyordu ki eski ihtişamlı günlerine geri dönebilsin. Bu arada Angela ve çocukları, Kahya kadın James’in onlar için hazır bulundurduğu ikinci bir evde kalıyorlardı. Yeniden alıştıkları, sevdikleri yerde olmak hepsine iyi geliyordu. Angela’nın geri döndüğü ticari işlerini sürdürürken denk geldiği eski tanıdıkları tarafından herkesçe bilinir bir hale gelmişti. Harry duyunca içinde çok büyük bir özlem hissetti. Angela’nın iyileşmiş olduğunu, eski güzel ışığına kavuştuğunu üstelik birde ticaret işlerini büyük bir başarıyla yürüttüğünü öğrenmek karnına üst üste büyük yumruklar yemişlerine bir his veriyordu. Ama hangi hakla karşısına çıkacaktı. Amelia’yı görmek gibi bir bahane yaratabilirdi ama Amelia’nın asla bunu istemeyeceğinden emindi. Angela’nın zor günlerinde yanında değildi, onu ölüme terk etmişti ki bu hayatın espri anlayışı çok adaletliydi çünkü onu ölüme terk ettiği evde Sophie gibi bir kadınla yaşamak zorunda kalmıştı. Bu bir kadının orada tek başına yaşam mücadelesi vermesiyle kıyaslanacak kadar acı bir durumdu. En azından onun bencil duyguları bunu düşünmesine neden oluyordu. Aslında Uzakdoğu’dan gelen malların Angela’nın sahibi olduğu şirket tarafından sağlanması onun neden bu mallara ulaşamadığını açıklıyordu. E bunu haketmişti doğrusu ne diyebilirdi ki.

Bunları düşünürken Miranda’nın çığlıklarıyla düşüncelerinden sıyrıldı. Koşarak kapının önüne çıktı. Miranda’yı kucağına sıkıştırmış olan Mia’nın Ava onu gıdıklamak adı altında hırpalamasın diye sıkıca tuttuğunu farketti. Hışımla Miranda’yı Mia’nın kucağından aldı. Bu artık iyice azalmış olan sabrının son damlasınında tükenmesine neden oldu. Miranda’yı yere bıraktı ve ikisini de kolundan tutarak oturma odasında şömineyi temizlemeye çalışan Sophie’nin yanına fırlattı. Sophie anlamaz ifadeyle hepsinin üzerinde gözlerini gezdirdi. Harry’nin daha önce birkaç kez şahit olduğu saf öfkesi yine ortaya çıkmıştı. “Size katlanma zahmetine yeterince katlandım. Ama görüyorum ki geldiğiniz yerin izlerini yok etmek yerine daha çok köklerinize bağlanıyorsunuz. Sen Sophie yetiştirdiğin şu zavallılara bir bak. Zerafet ve nezaketten ne kadar uzaklar. Tıpkı sana benziyorlar. Ben şimdi Miranda’yı da alıp buradan gidiyorum. Siz istediğinizi yapmakta özgürsünüz”dedi ve eşyalarını toplamak üzere yatak odasına geçti. Sophie’de arkasından odaya girdi. Yalvarıyor, ağlıyor, eşyaları tekrar yerlerine koymak için çabalıyordu. Oysa Miranda’dan kurtulma fikri hoşuna bile gidebilirdi. Ama Harry’nin gidecek olması parasız kalmaktı işte buna katlanamazdı. Durumları pek iyi olmasa da düzeleceğine olan inancı hala yerli yerindeydi. Miranda’yı kucağına alma zahmetine katlanmadan tekrar Harry’i engellemeye çalıştı. Ama Harry Angela’ya bir adım yaklaşabilmek adına at arabasına ilk adımını atmıştı.