ENTRİKA SARMALİ 21. BÖLÜM


Harry malikaneyi satışa çıkardı. Ama istediği gibi bir alıcı çıkmıyordu. Herkes gerçek değerinin çok daha altında bir fiyat teklif ediyordu. Bunun nedeni Harry’nin iflas eşliğinde olduğunun duyulmasıydı. Malikane artık kelepir mal kategorisine girmişti. Çiftlik evine taşındıkları gün Sophie darbe üstüne darbe alıyordu. Önce evi görünce çok büyük bir hayal kırıklığı yaşadı. Birkaç oda ve bir küçük mutfak, kırık dökük eşyalar, bahçeyi sarmış yabani otlar karşılamıştı onu. Harry artık bir hizmetçisinin olmayacağını söyleyince ikinci darbeyi almıştı. Bu yemeklerin, temizliğin Sophie tarafından yapılacağı anlamına geliyordu. En azından bunları yaptığı zaman Noah tarafından sevgi ve saygı görüyordu. Şimdi ise yanına yaklaşmayan, ona sadece burun kıvıran bir adama hizmet ediyordu. Noah’ı kendi elleriyle öldürmüştü. Katıksız bir acı son günlerde adete yüreğini kasıp kavuruyordu. Şimdi bir de bakması gereken henüz yeni yeni yürümeye başlamış olan Miranda vardı. Çok hareketli bir çocuktu. Ne zaman gözünü üstünden ayırsa birşeyleri karıştırırken buluyordu onu. Eğer kendine zarar verirse Harry Sophie’yi mahvederdi. Kızları Ava ile Mia yardım etmek şöyle dursun sorun üstüne sorun çıkarıyorlardı. Sophie işin içinden çıkamaz hale gelmişti.

Akşam mutfağa gelen birkaç günlük erzağın yarısını heba etmiş şekilde yemek gibi görünmeyen birşeyler koydu masaya. Harry daha kokusunu alır almaz tabağı yere fırlattı. Kızlarda tabakları kendilerinden uzaklaştırmaya çalışıyorlardı. Sophie ise yemekte kararlıydı. Ama bu kararlılığı ilk kaşığı ağzına götürünce son buldu. Tadı kokusundan daha beter durumdaydı. Hepsi biraz çörek yiyerek masadan ayrıldılar. Sophie ise masayı topladı, Miranda’yı kontrol etti, bulaşıkları yıkadı, Miranda’yı kontrol etti. Düzeni bu şekilde kendiliğince oluşmuştu. Ev işi, Miranda. Harry ise bir kısmını çalışma odası haline getirdiği yatak odalarından çıkmıyordu. Durumu düzeltmek için bir hal çare arıyordu. Uzakdoğu malları için yaptığı her girişim bir sürü engelle sona eriyordu.

Angela bir ticari toplantıda Adrien’inde bulunduğunu yeni farkediyordu. O da hatrı sayılır bir tüccardı ve tavırlarından apaçık bir kadının aralarında olmasından utanç duyuyordu. Çünkü Angela ne söylerse söylesin hemen karşısında itiraz eden bir Adrien Almus beliriyordu. Angela gerçekten bu durumdan hoşlanmaya başlamıştı. Ona hayran hayran bakan, her dediğini harfiyen kabul edenlerden sonra bu gerçekten uğraşacak bir durum haline gelmişti. Adrien Angela’nın sözünü esirgemeden onunla tartışmasından her ne kadar rahatsız olsa da haklılık payı olduğu durumları da şaşırarak kabul ediyordu. Adrien bir kadının yerinin evi olduğu konusunun en hararetli savunucusu olmaya karar vermiş gibi görünüyordu. Angela ise kadınların istediklerinde her işin üstesinden geleceğinin kanlı canlı kanıtı olarak karşısında duruyordu. İkisi de hırçın, ikisi de vazgeçmek konusunda asla istekli değildi. Ama yinde de bir birlerinin işlerine taş koymuyorlardı. Onların bu halini izlemek isteyenler ticari görüşmelere hevesle geliyorlardı. Adrien’de saf muhalefet, Angela’da lakayt bir aldırmazlık vardı. Ama ortada neredeyse elle tutulur bir çekiminde bulunduğunu söyleyenler azımsanmayacak kadar fazlaydı.