ENTRİKA SARMALİ 20. BÖLÜM


Angela İngiltere’ye taşınmayı engellemek için çok uğraşmıştı. Ama James çok kararlıydı. Sadece biraz daha geciktirmesine izin vermişti. Angela geçmişiyle yüzleşmek için kendini hazır hissetmiyordu. Harry yanında olsa kötü bir rüya gördüğünü düşünecekti. Ama her şey gerçekti. Harry Angela’nın öz kuzeniyle evlenmiş bir de çocuk yapmıştı. Bir kez olsun Angela ve kızı Amelia’yı arama tenezzülü göstermemiş en azından o öyle sanıyordu üstelik oğlu Alexander’dan haberi bile yoktu. Angela sürekli evlilik teklifleri alıyordu ama Harry’den sonra birini hayatına almayı hiç düşünmemişti. Birini sevmek, ona alışmak gerçekten çok zordu. En güvendiği Harry bile ona bu kadar acı çektirmişken ne kadar zor olacağını az çok tahmin edebiliyordu. Fransa’da da İngiltere’de olduğu gibi av partileri oldukça fazla ilgi görüyordu. Angela’da o gün bir av partisine gidecekti. Onların av partisinden anladıkları sadece ata binip doğada şöyle bir gezmek ve içki içmekti. Angela katıldığı hiçbir av partisinde bir hayvanın zarar gördüğünü görmemişti. Bu yüzden katılmakta bir sakınca görmüyordu. O gün Amelia’da annesine eşlik edecekti. İkisi de at binmek için hazırlanmış kıyafetlerini giydiler ve partinin verildiği koruya doğru neşeli neşeli yol aldılar. Koru oldukça büyüktü. Envai çeşit ağaç ve bitki etraflarını sarmıştı. Amelia etrafı incelemekten büyük zevk alırdı. Atından indi ve ağaçların arasında yürümeye başladı. Bir hışırtıyla irkildi. Kendinden en az on beş santim uzunlukta, beyaz teni ışıldayan, oldukça güçlü görünen bir erkek ona doğru yavaş yavaş yürüyordu. Karşısına gelince eğilerek selam verdi. Bu selama karşılık Amelia kibar bir reverans yaptı. “Merhaba Leydim. Ben Victor Almus. Sizi tanıma şerefine erişebilir miyim?” diye sordu. “Ben Amelia Evans Lordum” diye cevap verdi Amelia. “ Leydim acaba benimle etrafı gezmek ister mi?” diye sorarak Amelia’ya kolunu uzattı. Amelia cevap vermeden kendine uzanan kola girdi ve korunun derinliklerine doğru yürümeye başladılar. Victor Amelia’yı gerçekten tanımak istediğini sorduğu sorularla belli ediyordu. Amelia ise bu soruları içtenlikle cevaplıyordu. Yaklaşık bir saatlik yürüyüşün ardından içkilerini içmekte olan gruba geri döndüler. Victor Angela’yı centilmence selamladı. Konuşmaya devam ediyorlarken Victor’a çok benzeyen ama en az yirmi yaş daha yaşlı, oldukça yakışıklı olan bir adam yanlarına geldi. Victor “takdim edeyim babam Adrien Almus “ dedi. Adrien gözlerini Angela’nın gözlerinden ayırmayarak selam verdi. Sonra oğlu Victor’a dönerek “ hadi güzel hanımların içkilerini yenileyelim “ dedi ve içki dolu masaya doğru yöneldiler. Adrien oğlunun kolunu sertçe çekerek masanın yanındaki ağacın arkasına sürükledi. Sanki burnundan dumanlar çıkaran bir boğaya benziyordu. ”Sana o kızdan uzak durmanı söylediğimi hatırlıyorum. Ama sen her zamanki gibi beni hayal kırıklığına uğrattın. Kendini ticaret yaptığına inandıran deli bir kadının kızını yanında görmek istemiyorum. Şimdi içkilerini verip oradan uzaklaşacağız ve sen bir daha o kızla Yan yana gelmeyeceksin. Bu son ikazım Victor “ dedi. Victor babasına karşı gelme riskini göze alamadığı için sustu ve dediğini harfiyen yaparak içkilerle Angela ve Amelia’nın yanına geldi. Adrien tenezzül etmediği için konuşacak birilerini bulmuştu. Amelia içkisini alırken Victor’la konuşmayı uzatmak için can atıyordu. Victor’da en az onun kadar istiyordu bunu ama babasının arada attığı sert bakışlar bunu pek mümkün kılmıyordu. Angela ve Amelia’dan izin isteyerek oradan ayrıldı. Arkasında heyecanla çarpan bir yürek bırakıyordu.