ENTRİKA SARMALİ 17.BÖLÜM


Sophie’nin doğumunun gerçekleştiği sabah Harry yerinde duramıyordu. Bir erkek çocuk istiyordu hatta bunun için sürekli dua ediyordu. Kapıdan çıkan kadın Harry’i tebrik edip bir kızının daha olduğunu söyleyince Harry ayakta durmak için sandalyenin başından sıkıca tutundu. Bir kız daha ne kaderdi ama. Sophie Harry’nin odaya girmesini bekliyordu ama kızı olduğu için çok mutlu sayılmazdı. Harry kapının önünde görüldüğünde huzursuzca kımıldandı. Harry Sophie’nin yanında duran minik kıza doğru eğildi. Kucağına almaya gerek duymadan “adı Miranda olsun”dedi ve odadan çıktı. Sophie hıçkırıklarla ağlamaya başladı. Miranda’ya doğru tiksinerek baktı. Emzirmek bile istemiyordu. Ölmesini ne kadar çok isterdi ama Harry’nin korkusundan mecbur emzirmek zorundaydı. Miranda’yı yattığı yerden hoyratça aldı ve gözyaşları içinde emzirmeye başladı.

İngiltere’de bir Uzakdoğu malları furyası başlamıştı. Oradan gelen ipekler,süs eşyaları,ev eşyaları soylular tarafından hızla tüketiliyordu. Evlerini baştan sona bu mallarla dekore etme modası bir güç göstergesine dönmüştü. Evlerinden attıkları eşyalar sayesinde köylüler ve soylu olmayan ailelerin evi de küçük malikanelere dönüşmüştü. Harry’de mobilya ticareti yapıyordu. Yeni ürünleri almak için girişimleri hüsranla sonuçlanıyordu. Tüm bu mallar bir tüccar tarafından satılıyordu. Başka bir yerde bulmak mümkün değildi. Harry çok uğraşmış ama bu tüccara bir türlü ulaşamamıştı. Sadece Fransa’da yaşadığı, birkaç ay sonra İngiltere’ye yerleşeceğini öğrenmişti. Mobilya dışında birkaç iş daha yapması ayakta kalmasını sağlıyordu yoksa çoktan iflas etmiş olurdu. Sadece işleri değil evde ki büyük sorunlar da Harry’i yıpratıyordu. Sophie Miranda’yla ilgilenmiyor, Ava ile Mia gençlik dönemlerine girdikleri için sorun üstüne sorun çıkarıyorlardı. Dostları ise ilişkilerini tamamen kesmişti. Bahane olarak Sophie’nin tavırlarını göstermişlerdi. Haklılardı. Sophie konuşulanı anlamıyor, yaptığı yorumlarla kendini küçük duruma düşürüyordu. Harry bu kadında ne bulduğunu anlamıyordu. Angela’nın delirmiş hali bile Sophie’den oldukça soyluydu. İçinde bir pişmanlık kasırgası oluşmaya başlamıştı. Ne yemek istiyordu ne ava çıkmak mümkün olduğunca eve bile gelmek istemiyordu. Ama Miranda için gelmek zorundaydı. Çalışanlardan öğrendiği kadarıyla Sophie Miranda ile sadece o evdeyken ilgileniyordu. O yokken çocuğa çalışanlar bakıyorlardı. Sophie oturma odasında otururken Miranda’nın yatak odasından ağlama sesi geliyordu. Sophie sanki sağır olmuştu. Şarkı mırıldanıyor kitap okuyordu. Harry hışımla Miranda’nın olduğu odaya girdi. Çocuk ağlamaktan mosmor olmuştu üstelik ateşi de vardı. Harry kızını kucağına alarak Sophie’nin yanına girdi. Sophie Harry’i ilk defa öyle görüyordu. Öfkeden çıldırmış gibiydi. Evdeki hizmetçilere hemen doktor çağırmalarını emretti. Miranda’yı koltuğun üstüne yatırarak üstünü açtı. Daha çok bağırmaya başlayan Miranda Harry’i korkutuyordu. Sophie’de yapmacık bir korkuyla kızına doğru yaklaştı. Ellerini kızına doğru uzattığında Harry sertçe ittirdi Sophie’yi “dua et Sophie! Dua et! Eğer bu bebeğe bir şey olursa seni kendi ellerimle öldürürüm! Anladın mı?” İtmenin şiddetinden mi yoksa Harry’nin sözlerinden mi bilinmez Sophie korkuyla titredi. Gerçekten Miranda’ya bir şey olmasın diye dua etmeye başlamıştı.

Bir saat sonra doktor Miranda’yı muane etti. Harry ile çalışma odasına geçtiler. “Çocuk çok bakımsız ve aç”dedi. ”Size bir ilaç bırakıyorum. Düzenli olarak kullanın. İyi beslendiğinden emin olun. Ateşi için de ağzına bu sudan minik damlalarla verin” dedi. Ödemesini alan doktor uzaklaşır uzaklaşmaz Harry hizmetçiye ilaçları nasıl kullanılması gerektiğini eğer harfiyen uygulanmazsa başına gelecekleri kibarca anlattı. Yüzü kireç gibi olan hizmetçi çalışma odasından ayrıldı. Harry oturma odasına geri döndüğünde Sophie’nin arsız yüzüyle karşılaştı. “Gördün mü bak Miranda iyi. Sustu. Ah sevgilim beni çok üzdün” diyerek kollarını Harry’e doğru uzattı. Harry Sophie’nin yüzüne sert bir tokat indirdi. Öyle ki o anda kapıda olan Mia ve Ava annelerini kurtarmak için Harry’nin üstüne atıldı. Harry eliyle kızları uzaklaştırdı. Ava tiksintiyle bakıyordu Harry’e ve asla söylememesi gereken bir şeyi söyledi. “Annemi dövdüğünü öğrenince babam seni öldürecek!”