DENİZ 4. BÖLÜM NE DİYORDU ŞAİR



Hayatımda ki tek insan patrondu. Burada ne kadar kalacağım belli değildi. "Zevk al kızım" dedim kendi kendime. Geleceğin neler getireceğinden emin değildim de neler götüreceğinden emindim sanki. Patron gece çalıştığı için sabaha karşı gelmişti eve. Onun yatağında yatıyordum. Sanki hiç yokmuşum ama hep oradaymışım gibi yanıma yattı. Alkol ve sigara kokusu genzime dolduğunda biraz daha uzaklaştım ondan. Ama tek koluyla beni kendine yapıştırdı. Onun için çalışacak bir kadından çok onun kadınıymışım gibi davranıyordu. Uykuya daldığında sivri çenesini, yüzünü saran bir kaç günlük sakalını, uzun kirpiklerin altında koyulaşmış göz altlarını inceledim. Yakışıklıydı hayır gizemliydi. Aslında normaldi. Normal olamayacak kadar farklıydı. Biraz daha bakarsam kafam daha da karışacak diye kalktım. Aslında karnımdan gelen garip seslerinde etkisi yok değildi. Mutfağa gittim. Annemin yaptığı yemeklerin kokusunu bir kez daha almak için neler vermezdim. Ama onlar için benim önemim olmadığı gibi o yemek kokusunun da benim için önemi olmamalıydı. Zaten mutfak o kadar moderndi ki dikkatimi bir çok şey çekiyordu. Buzdolabını büyük bir umutla açtım ama bana gülümseyen bir kaç yumurta ve bozulduğuna emin olduğum bir kutu süt dışında bir şey bulamadım. Ekmek konusunda da umduğumu bulamadığımdan bir kaç grissini ile idare etmeye karar vermiştim. Yaptığım yağda yumurtanın mis gibi kokusu mutfağı doldurmuştu. Grissini ile yumurta yemek tercihlerim arasında hiç olmamıştı. Kapının çalındığını duydum. Benim evim değildi sonuçta umursamadım. Bir kez daha çalındı. Patronun uyanmasından korktuğum için kapıyı açmaya karar verdim. Kapıyı açtığımda ellili yaşlarda bir kadının bana ekmek uzattığını gördüm. Mutlulukla ekmeğe bakıyordum. Kapıcı kadın da bana aynı derecede acıyarak bakıyordu. Konuşmadan kapıyı kapattım. Yine mutfağa döndüm. Ekmekten büyük bir parça kopardım ve büyük bir mutlulukla bir parçasını mideme gönderdim. İkinci parça için ekmeği ağzıma tıktığımda kapıda patron belirdi. "Yumurtanın kokusuna uyandım" dedi. Keşke sadece grissini yeseydim diye içten içe hayıflanırken o elimdeki yumurtaya banılmış ekmeği alarak ağzına attı. Normal şartlarda bir genç kızın yüreğini hoplatacak bir hareketti ama işte şartlar normal değildi. Yumurtadan ondan kurtarabildiğim kadar yedim. Tam doymamıştım ama midemdeki sesler kesilmişti. Ne yapacağımı bilmez şekilde öylece mutfakta oturuyordum. Patron elimden tuttu beni yatak odasına götürdü. "Şimdi ilk derse başlayalım. Normal bir sevişme nasıl yapılır? Onu öğreneceksin" dedi. Midem kasılmaya başlamıştı. Benim saçlarımı okşamaya başladı. O kadar usul o kadar şefkatli yapıyordu ki mayışmaya başladım. Elimden tuttu yatağa yatırdı. Yüzümün her yerin öpmeye başladı. Bir sevgili gibi beni kırmaktan korkuyormuş gibiydi. Sonra üzerimizdeki kıyafetlerden kurtardı bizi. Hem benim hem kendi kıyafetlerini çıkardı. Yüzümden boynuma oradan vücuduma inen öpücükler minik kasılmalara neden oluyordu. Saatler mi dakikalar mı yoksa saniyeler mi geçti bilmiyorum. Zaman kavramını yitirdim. "kendini bana bırak "diyordu zaten tamda bunu yapıyordum. Daha önce acı hissettiğim her bölgemde ateş gibi bir sıcaklık hissediyordum.Onu her yerimde hissediyordum. İçimde, tenimde,ruhumda. Aşık oluyor gibiydim. Yok bu aşk değildi. Sanki var olmak için ona ihtiyacım vardı. Evet para kazanmak için ona ihtiyacım vardı. Geleceğim için ona ihtiyacım vardı ama bu farklı bir duyguydu. Sanki onun içimden çıkmasını istemiyordum. Sonunda bitti ve ben sadece yoksunluk hissetmeye başladım. Elimi ona dokunmak için uzattım o ani bir refleksle elimi itti. "Sakın bir daha bana dokunmaya kalkma. Ortalık malı olack bir kadının bana dokunmasına izin vermem" dedi ve banyoya gitti. Bacaklarımı karnıma çekerek oturdum. Sonra dedim ne diyordu şair ;

“nasıl bir his biliyor musun?

oda geniş ama sığamıyorsun,

bak kapı orada ama çıkamıyorsun,

pencere açık ama nefes alamıyorsun,

birşeyler düğüm düğüm dizilmiş boğazına,

ama ne yutabiliyorsun ne atabiliyorsun…

sorarsan eğer ‘hayat nasıl’ diye,

‘tatsız tuzsuz ekmek gibi’ dersem, anlar mısın?”