DENİZ 7. BÖLÜM MEKANDA


Ertesi sabah kapıcı abla kapıda belirdi. Elindeki paketleri, kutularıyla kucağıma koydu yüzüme bakmadan aşağı indi. Patronundur diye bir süre dokunmadım. Sonra merakıma yenilip paketlerin başında buldum kendimi. İlk önce siyah kuyuyu aldım elime. İçinden siyah süet stilettolar çıktı. Paketlerin benim olduğumu anlamış oldum. İkinci pakete geçtim. Koyu lacivert bir gece elbisesi vardı. Bedeni doğruydu. Güldüm kendi kendime. Ada’m bedenimi tam öğrenecek kadar geçmişti üstümden. Bir kırmızı, bir ten rengi gece elbisesi ve onlarla uyumlu iki ayakkabı, makyaj malzemeleri de çıkmıştı paketlerden. Patron sermayesine iyi yatırım yapıyordu doğrusu.

Akşama doğru tekrar kapı çalındı. Uzun boylu, orta yaşlı, kır sakallı bir Ada’m kapıda belirince aklıma Cafer geldi irkildim. Elindeki telefonu bana uzattı. Telefondaki patrondu. “ hazırlan gel, bu gece işe çıkacaksın” diyordu. Telefonu Ada’ma geri verdim. Ruh halime uygun olsun diye koyu lacivert elbiseyi üstüme geçirdim. Makyajımı koyu yapmıştım. Olduğumdan en az üç yaş büyük gösteriyordum. Kendiliğinden dalgalı olan saçlarımı omuzlarımdan aşağıya saldım. Annem görse tanıyamazdı beni. Ada’mın peşine takılıp arabaya bindim. Yaklaşık yarım saat sonra dışarıdan bakılınca insanı içeriye girmeye şarlayacak güzellikte bir mekan karşıladı beni. Bende mekanın davetine uydum girdim içeri. Beni direk patronun odasına götürdüler. Burası ilk geldiğim yer değildi dememiş birden çok mekanı vardı. Odasında bir Ada’mla beraber viski içiyorlardı. Beni görünce ayağa kalktı yanıma geldi. Elini belime koydu ve Ada’ma doğru yönlendirdi. Sanki eve gelen misafire kahve ikram eder gibi Ada’mın yanına oturttu. Bir kahve olarak yapacağım şey belliydi Ada’mın eğlenmesine hayvani cinsellik dürtüsünü gerçeğe geçirmesine yardımcı olmak. Ada’m elini bacağıma koydu herhalde bu onların dilinde maldan memnun kalmak demek ütü ama ben mal değildim. Elini bacağımdan sıyırdım ve bu kez ben onun bacağına elimi koydum. Bu sen benim malımın demek anlamına geliyordu yani umuyordum. Ada’mın bir kahkaha attı “ gözden olmayı gerçekten hakediyor” dedi. Demek patron benden öyle bahsetmişti. Gözdem demişti benim için. İnsanın gözdem demesi için değer vermesi gerekirdi ki değer verdiğini de başkasıyla paylaşmak istemezdin. Bu iyi sermaye anlamına geliyordu. Gülümsedim. Dilini hiç bilmediğim bir yerde tercümanlık yapıyordum kendime. Ada’m kendisine gülümsediğimi sanınca samimiyetle sırıttı. Yine tercüme ettim kendi kendime “anandan erdiğin sütü burnundan getireceğim sürtük! “ diyordu kendince. Bir on dakika kadar oturduk sonra adam ayağa kalktı. Elimden tutup çekiştirmeye başladı. Odadan çıkarken patronla göz göze geldik. Koyulaşmış bakışlarıyla bana bakıyordu. Sanki bir pişmanlık okuyormuş gibi oldum. Sonra içimden kendime kahkaha ile güldüm. Adamın beni müziğin geldiği yere doğru sürüklemesine izin verdim. Yoğun sis altında popüler şarkılardan birini çalmaya çalışan bir grup şarkıyı katleden bir sanatçı vardı ortada. Masalar doluydu. Meslektaşlarımın şen kahkahaları şarkıya eşlik ediyordu. Sonradan öğrenecektim birileriyle sevişmek zorunda olmadığını. Ancak benim gibi safların bu işin böyle yapıldığını sanmasıydı tüm mesele. Sen ne verirsen onu alıyordu karşındaki. Onlar muhabbetlerini koyarken ortaya ben aptal gibi bedenimi koymuştum. Daha çok kazandığım pardon kazandırdığım bir gerçekti. Masalar dolu olduğu için nereye oturacağız diye düşünürken mekanın arkasında biraz yüksekte kalan sedirle döşenmiş bir yere geçtik. Parası olanların parası daha az olanlara farkını göstermesi pohpohlanmadı için düzenlenmişti bu alan. Adamla yan yana değil neredeyse kucak kucağa oturuyorduk. Orada çalışan kızların hüzünlü bakışlarını yakalıyordum. Adam sürekli dokunuyordu bana. Sanki yaşaması bana temas etmesine bağlı gibiydi. Adam akıllı yüzüne bakmamıştım. Oldukça yakışıklı genç bir adamdı. İstese gayet normal bir Kadın’la birlikte olabilecek kadar yakışıklı ve anladığım kadarıyla zengindi. Profosyonel hayata başladığım için ilk kuralı koydum kendime sorgulama. Ben habire içmeye başladım. Şişenin biri gidip biri geliyordu. Patronu görür gibi oluyordum. Benden emin olmak istiyordu. Açılan şişe sayısından memnun olacak ki bir süre sonra hiç görmedim. Sabaha karşı adam elimden tuttu. Otele gideceğimizi sanıyordum ama geçtiğimiz koridorda tekrar yürümeye başladık. Patronun odasına gittik. Patron yoktu. Odasına açılan iki kapıdan ahşap olanını açtı. İçerisi lüks bir otel odası gibi döşenmişti. Ada’m beni yatağa itti. İçkinin verdiği cesaretle bildiğim tüm oyunları oynamaya başladım. Adam üzerini çıkarınca neden normal bir kadın tercih etmediğini anladım. Ada’m üstümde debeleniyordu ama hissetmiyordum. Yalandan memnun olmuş gibi sesler çıkarıyordum. Oda bundan inanılmaz mutluluk duyuyordu. Ne kadar kaldık bilmiyorum ama patron içeriye girip başıyla dışarı çıkmam için işaret yaptı. Adam hala uyuyordu. Yatağın ucundaki bornozu alıp üstüme geçirdim. Bunu o kadar yavaş yapıyordum ki sanki patronun umurundaymış gibi intikam alıyordum ondan . Sabrı tükenmiş olacak ki bağlamamı bile beklemedi çıkardı. Dışarıda bir kahvaltı beni bekliyordu. Artık şaşırmıyordum. Oturdum kahvaltı yapmaya başladım.