DENİZ 14. BÖLÜM İNTİKAM


Geber dedim tekrar arkasından. Odadan çıktım bir taksiyle eve döndüm. Benim ev sponsoru yanında bir adamla beni bekliyordu. Gecenin henüz bitmediğini anladım. Hiç sorgulamadan üstümü çıkarmaya başladım ama adamların acelesi yoktu. İki fasıl alkol içtikten sonra ikisi beraber başımda dikildiler. Benim ev sponsoruna göre arkadaşı pek iştahlıydı. Sürekli üstümdeydi. Zavallı sponsorum ellerimden faydalanıyordu. Öğleye kadar sürdü bu sevişme tarzındaki savaş. Arkadaşına kalsa akşamı da bulurdu. Ev sponsorum benimle kalırken adam elime bir deste para sıkıştırarak gitti. Parayı çantama attım. Arkadaşından anca sıra bulan minik pipi üstüme abandı. Bizimki ne yaparsak yapalım ön sevişme gibiydi. İleri gidiyorduk ama gitmiyor gibiydik. Bir iki saat sonra açlıktan ölmek üzereydim. Yemek yemek bahanesiyle sona erdi sevişmiş gibi yapmalarımız. Resmen fazla mesaiye kalmıştım.

Ev sponsorumda gidince ev benimdi. Keyif zamanımdı. Pijamalarımı giyip televizyon karşısına geçtim. Gündüz kuşağı programlarını hep çok sevmişimdir. Sosyal medyada bulduklarına kaçan kadınları arayan kocalar. Üstüne başkası gelmiş kuma hayatı yaşamaya zorlanan kadınlar. Sevdiğim insanların bilinçlenmesine yardımcı olmalarıydı. Kapı çalındı yine oflayarak kapıyı açmaya gittim. Karşımda patron duruyordu. Ben bir şey demeden yapıştı dudaklarıma. Susuzluktan ölmek üzerdeymiş gibi içine çekiyordu beni. Bir aydır görmüyordum onu. Bende özlemiştim doğrusu. Hayatında bir sürü kadın vardı belki onlarla da sevişiyordu ama benimle farklı olduğunu biliyordum.

Birbirimizin her zerresini öperek hasret giderdik bir süre. Ağırdan alıyorduk. Sonunda kasıklarımda ki sızı hissettirdi kendimi. Onu sırt üstü yatağa yatırdım. Üstüne çıkıp aldım içime onu. Aynı ritimli hareket etmeye başladık. Bu inanılmazdı. Hepsi bir yanaydı o bir yana. Öbürleri işti patron zevkti. Bir aylık hevesimizi almaya yaklaşmamıştık bile. Her yaptığım harekete inanılmaz bir memnuniyet ve gururla bakıyordu.

Gece zar zor ayrıldık. İşe beraber döndük. İçeri girince benim garson yine başıyla bir masa işaret etti. Bu kadar erken beklemiyordum. Patrona cilveli bir bakış atıp masaya yöneldim. Mehmet beni görünce rahatsızları kımıldandı yerinde niye gelmişti yine? Yanındakilere ancak bakıyordum. Annem ve babam vardı. Babam beni görünce bir iğrenme geçti suratından. Annem hızla yerinden kalkıp sarılmak için kollarını açtı ama bir iki adım geri çekilince kollarını indirip ızdırap dolu bir yüz ve dolu gözlerle yerine oturdu. Konuya hızlıca giriş yaptım. Niye geldiniz eserinizi görmek için mi dedim. Annem sesli ağlıyordu. Yeni gelen müşterilerden bir ikisi bizim masaya bakmaya başlamıştı. Boş sandalyeye oturdum. Evet ne söyleyecekseniz söyleyin midemi bulandırıyordunuz dedim. Babam kes sesini dedi. Güldüm. Mehmet’e çevirdim bakışlarımı söyledin mi diye sordum olumlu anlamda başını salladı. Babam Mehmet’e bir şey yapmamıştı belliydi. Babam yüzüme baktı yine. Mehmet’in bir şey yaptığını öğrendik. Haklıymışsın. Eee dedim eve götürmeye mi geldiniz beni diye sordum. Babam alayla güldü. Millete orospu olduğunu ispat etmek için mi götürelim dedi. Pişman değildi. Hala laflarının ve yaptıklarının arkasındaydı. E ne bok yemeye geldiniz o zaman diye sordum. Mehmet beni araştırmış evimi, paramı öğrenmiş kendini affettirmek amacıyla iyi olduğumu söyleyip durumumdan bahsetmiş bu da babamın iştahını kabartmış. Kardeşlerin aç, beni işten çıkardılar onlara bakacaksın dedi. Kahkaha attım. Sana zırnık koklatmam dedim. O zaman ananı da al yanına beraber kazanın dedi. Beynime kan sıçramıştı. Namus namus diye beni kapının önüne koyan Ada’m karısını satmaya çalışıyordu. Pezeveng dedim. Tokatı bastı suratıma daha ben kendimi toplayamadan patron bitmişti masada. Babamı iki yakasından tutarak kaldırdı. Suratına bir yumruk geçirdi. Annem ve birkaç müşteri çığlık attı ama izlemeyi keyifli bulanlar çoğunluktaydı. Arkama yaslandım. Tekmeleri, yumrukları izledim. İçimin yağları eriyordu. Mehmet’i işaret ettim güvenlikte onu aldı eline. İkisi de kanlar içinde kalmış baygın yerde yatıyorlardı. Annem göz yaşlarıyla izlemişti ama babama değil hala bana ağladığı yüzüme kilitlenen gözlerinden belliydi. Elini tuttum. Bu adamı bu akşam bırakıp kardeşlerimi de alıp geliyorsun dedim. Önce otele sonra eve yerleştirecektim onları. Patronda bu görevde rol almak istiyormuşçasına başını sallıyordu.