DENİZ 12. BÖLÜM İLK DÖVME


Yani şöyle bir düşünüyorum da herkesin gizli kapılar arkasında yaşadığı sapkınlıkları sırf biz parayla yapıyoruz diye niye aşağılık oluyorduk ya da hayat kadını öldürüldüğünde neden bir pislik temizlenmiş oluyordu. Sosyal medyada afiş gibi çift değiştirme ilanı verenler namusluydu da biz mi namussuzduk. Gizliden karısının kalçalarını internet ortamına koyup “yorum yazın beyler” diye karısını ifşalayan adam pezevengliğin kaçıncı basamağındaydı.. Terapistlikle helal para kazananların emeğini fantezi altında kullanan şeref yoksunlarının yaptıkları tam olarak ne oluyordu? Eşleri gözlerine hoş görünsün diye zorla spora ya da estetiğe zorlayan, hayat kadınlarına gelince bir şişe kezzapı suratlarına boca eden hangi şerefsizin yaptığıydı. Beni bunları düşünmeye zorlayan olay şöyle gelişti. Mekanda sürekli para akıtan bir kazma beni gözüne kestirmiş ve bol para çeşmesini bana akıtmıştı. Öyle ki garsonlar bir aylık maaşlarını bahşiş olarak almışlardı o gece. Beni otele davet etti. Ve çantamın kapanmasını zorlayacak kadar parayı kucağıma koydu. O ana kadar sorun yoktu. Otele girdik. İstanbul’un önde gelen lüks otellerinden biriydi. Tabi ki en iyi süit odası tutulmuştu. Odanın içerisindeki masa, orta sehpa ekstra konmuş servis arabası yiyecek ve içeceklerle doluydu. Adam gerçek bir kroydu.Siyah koyu fırça şeklindeki sakalları neredeyse gözlerinin altına kadar geliyordu. Çukuru andıran göz kapaklarının altında siyah bulanık iki göz, koca bir burun, ince dudaklar, boğazından fışkıran siyah kılların içinde belli belirsiz bir altın kolye. Konuşmuyor sürekli geğiriyordu. Nasıl yatacaktım onunla hiçbir fikrim yoktu. Alkol almaya karar verdim. O kadar içecektim ki onun bana dokunmasını hatırlamayacaktım. İçmeye başladım önüme ne koyuyorsa içiyordum. Yatağa geçmeyi biraz ertelemeyi başarmıştım ama kaderden kaçış yoktu. En sonunda kolumdan öyle çekip beni yatağa fırlattı ki başımın dönmesi birkaç dakika sürdü. Hırlayarak üstüme abandı. O kadar Can’ımı acıtıyordu ki dişlerimi sıkmaktan Çenem ağrımaya başlamıştı. Mehmet’in ilk tecavüzü geldi aklıma. Midem bulanıyordu üstümden ittim tuvalete koştum. Ben kusarken o hala oramı buramı sıkıyor, içime girmeye çalışıyordu. O kadar zor durumdaydım ki dışardan biri görse su içmeye çalışan inekle zorla çiftleşmeye çalışan bir öküz görebilirdi. Klozetten doğruldum. Öküzü ittim. Yüzüme öyle bir tokat attı ki banyo beynimin içinde iki yürür attı. Yarı baygın yarı ayık yatağa sürüklenişimi izledim. Öküz o kadar şiddetli beceriyordu ki beni acıdan tekrar kendime geldim. Tekmelerim havayı dövdü. Yumruklarımdan sanki boşluğa denk geliyormuş gibi hiç etkilenmiyordu. Tek eliyle boğazımı sıktı ve beni yatağa gömdü. Şimdi de nefes alamıyordum. Beni ters çevirmeye çalışınca ellerini çekti. Hava ciğerlerime dolarken gözümden yaş geliyordu. Sanırım kanamam başlamıştı. Bacaklarımdan ılık birşeylerin aktığını hissediyordum. Hayır böyle kanama olmazdı. Hayvan içime işiyordu. Yanan vajinamdan idrarı boşalıyordu en sonunda durdu ve ben karanlığa yuvarlandım. Yüzümden akan bir ılık ıslaklık nefesimi kesince çırpınarak uyandım. Gözümü açtığımda öküz yüzüme işiyordu. Hemen lavaboya koştum. Kaç kere yüzümü yıkadım bilmiyorum ama cildim kıpkırmızı olmuştu. Banyoda bulduğum traş takımını elime aldım. Traş bıçağının jiletini tek kullanımlık tırnak makasıyla söktüm. Hızla odaya koştum. Adamı arıyordum. Elime geçirdiğim gibi jiletle boğazını kesecektim ama gitmişti. Ağlayarak dizlerimin üstüne çöktüm. Çok acı çekiyordum. Kalktım üzerimi giyip otelden ayrıldım. İstiklal Caddesi’nin meşhur pasajlarının içinde bir dövmeci buldum. İlk dövmemi o gün yaptırdım. Gece ki acının yanında bu gıdıklama gibi geliyordu. Ben yaşadıklarıma ağlıyordum, dövmeci acı çektiğim için ağladığımı sanıyordu. O kadar ağladım ki dövmeye sonra devam etmeyi önerdi. Olumsuz anlamda başımı salladım. Bir kahve geldi önüme sessizce içtim. Sonra caddede yürümeye başladım. Patronu aradım geldi aldı beni. Halimi görünce çok endişelenmişti. Sanki o da aynı bokun farklı rengi değil miydi? Beni kendi evine götürmesini istedim itiraz etmedi. Hiç konuşmadan yatağa yattım. Her uykuya daldığımda gecenin tekrarını yaşıyordum. Ağladım, sustum. Hıçkırdım, yuttum. Gece işe gidemeyeceğimi anlayan patron sessiz sedasız ayrıldı evden. Gece yarısı kapıcı kadın sıcak ev yemeği getirmişti. Annemin yemekleri gibi ev kokan yemekleri yerken de ağladım. Sabaha karşı son göz yaşı damlası düşerken yüzümden bir daha ağlamayacağımı, ağlayamayacağımı anladım