DENİZ 1.BÖLÜM BİLDİM BİLELİ


"Deniz" bu adı bana koyarken annem neler hayal etmişti kim bilir. " Deniz olsun ismi " dediğinde gözünde neler canlanmıştı. Büyük bir su birikintisi mi? Yoksa ucu bucağı görünmeyen ummanlar mı?

Şuan ki beni görse sadece suyu çekilmiş bataklıkta açmaya çalışan bir çiçek görebilirdi. Öyle bir çiçekti ki bu gerçekten görmek isteyenler görebilirdi. Gerçekten görmek istemeyenler ise sadece varlığını hissedebilirdi. Tıpkı şuan etrafımdaki insanların benim sadece varlığıma sahip olduğu gibi. Ruhuma kimsenin dokunmasına izin vermedim. Bu kargaşanın içinde bir sürü ünvana sahip oldum. Mistik, Gizemli , kadının taş olmuş hali...

Bildim bileli böyleydim ben. Ruhumu satmadım. Sattığım bir çok şeyin yanında esamesi okunur muydu bilmiyorum. Mekana gelenlere hoş sohbetimi sattım, büyük gülümsememi sattım, insanlara olan inancımı sattım , hayallerimi bunlardan daha ucuza sattım. Ama ruhumu hiç o tezgaha koymadım. Bütün bu sattıklarım bana en fazla iki kadeh içebildiğim aslında çok ucuz olan ama müşteriler açtırdığında mekanın sahibinin gözünde değerimizi yükselten şampanyalar dışında hiç bir şey kazandırmadı. Para isteyecek olsak önümüze sonu gelmeyen faturalar çıkarıldı. Kuaför, elbise, yiyecek, kalacak yer masraflarının altında ezilmemiz beklenirdi. İçimizden hiç kimse " bunlar senin para kazanman için mecbur bırakıldığımız ihtiyaçlar " diyemedi. Diyemezdik çünkü kendi tercihimizle gelmiştik. Mecbur bırakılmanın daha asil haliydi tercih kelimesi.

Benim adım Deniz. Bu ismi bana annem koydu. Derimin hemen hemen her zerresini dövmelerle doldurdum. Dövmelerin boyasının tanımadığım insanların dokunuşlarından gerçek derimi koruduğuna inandığım için yaptırdım bu dövmeleri. Asi yaradılışım veya hayat görüşümü simgelemek değildi niyetim. Çoğu müşteri dövmelerimden tiksindiği için masasına almazdı beni. Almak zorunda kalanlarda müptelam olurdu. O yüzden çok müşterim vardı.

Bu hikayede bir Deniz yazıldı ama siz daha çok okyanus göreceksiniz.