top of page

APHRODİSİAS


#Aphrodisias antik kenti, Aydın ili, Karacasu ilçesi, Geyre Mahallesi’nde bulunur. Antik Karia bölgesinde yer alan bu Roma dönemi kentinin mimari ve heykeltıraşlık eserleri günümüze çok iyi korunmuş şekilde ulaşmıştır. Antik dünyanın en büyük süs havuzu ve en iyi korunmuş stadyumlarından biri buradadır. Aphrodisias, Roma döneminin en ünlü heykeltıraşlık okullarından birine ev sahipliği yapmıştır. Seyyahların ve turistlerin 18. yüzyıldan beri tanıdığı şehir, 20. yüzyılın başından itibaren bilimsel araştırmalara konu olmuştur. TC Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın himayesinde 1961 yılından bu yana New York Üniversitesi tarafından sürdürülen kazı çalışmalarına 1995 yılında Oxford Üniversitesi de dahil olmuştur. Aphrodisias, 9 Temmuz 2017’de UNESCO Dünya Mirası Komitesi 41. oturumunda Dünya Mirası Listesi’ne kaydedilmiştir.


Aphrodisias Kazılarının Önemi


Aphrodisias’ta bilimsel kazılarla ortaya çıkarılan anıtlar ve bu anıtlarla ilişkili heykel ve yazıtlar, antik kentin sosyal tarihi ve görsel kültürü hakkında birçok detayın günümüze ulaşmasını sağlamıştır. Aphrodisias, Yunan ve Roma kimliği arasındaki etkileşim, imparatorluğun işleyişi, dini çatışmalar ile uzlaşmalar ve antik dönemden Orta Çağ’a geçiş gibi kapsamlı konularda çok değerli bilgiler barındırmaktadır. Şehirden elde edilen bulgular antik dünya hakkındaki anlayışımızın büyük ölçüde değişmesine neden olmuştur.


İlk Araştırmalar


Aphrodisias, Avrupalı gezginler tarafından 18. yüzyıldan beri bilinmektedir. Bu dönemde şehir duvarlarına işlenmiş zengin yazıt koleksiyonunu kayıt altına almak üzere antik kente birçok keşif gezisi düzenlenmiştir. İlki ve en önemlisi William Sherard’ın 1705 yılında yaptığı ziyarettir. Şehir ve anıtlar 1812 yılında Londra merkezli Society of Dilettanti sponsorluğunda gerçekleşen bir keşif gezisi sırasında çizilmiş ve 1840 yılında Antiquities of Ionia III adlı eserde yayınlanmıştır. 1835 yılında C.-F.M Texier önderliğinde Fransızların düzenlediği bir diğer keşif gezisinde şehirdeki bazı başlıca anıtlar kayıt altına alınmış ve bunlar Texier’in Description de l'Asie Mineure faite par ordre du Gouvernement Français, de 1833 à 1837 (Paris, 1839-49) adlı eserinin üçüncü cildinde yayınlanmıştır. Paul Gaudin ve Gustave Mendel liderliğindeki Fransız bir heyet 1904 ve 1905 yıllarında kazı çalışmaları yürütmüştür. Bu kazılarda Aphrodite Tapınağı’nda ve özellikle Hadrian Hamamı’nda iyi korunmuş birçok portre heykel gün yüzüne çıkartılmıştır. 1904 yılında gün ışığına çıkarılan buluntular alandan götürülmüş, İzmir’de ve çeşitli Avrupa kentlerinde satılmıştır. Mendel’in 1905’teki çalışmaları sırasında elde ettiği buluntular ise, Osman Hamdi Bey’in önderliğinde İstanbul Arkeoloji Müzeleri’ne getirilmiştir. 1913 yılında André Boulanger başkanlığında bir başka Fransız keşif ekibi bölgeye gelmiş olsa da çalışmalar 1. Dünya Savaşı’nın yarattığı karışıklık sebebiyle yarım kalmıştır. G. Jacopi başkanlığındaki İtalyan bir heyet 1937 yılında bölgeye gelmiş ve Palmiye Parkı’ndaki (eski ismiyle Güney Agora) Tiberius Portiko’sunda yaptığı kazılarda büyük öneme sahip maske ve girland frizlerini ortaya çıkarmıştır.

Kenan Erim


Aphrodisias’ta aralıksız olarak günümüze kadar devam eden ilk sistematik kazılar New York Üniversitesi himayesi altında, 1961 yılında başlamış ve 1990’daki vefatına dek Kenan Erim tarafından yönetilmiştir. Kentin merkezindeki anıtlara yoğunlaşan bu kazılarda dikkat çekici sonuçlara ulaşılmıştır. Başlıca kazı alanları arasında Aphrodite Tapınağı, Tiyatro, Palmiye Parkı, Meclis Binası, Bazilika ve Sebasteion bulunur. Bu kazılarda ortaya çıkarılan en önemli buluntular 1979 yılında alanda kurulan Aphrodisias Müzesi’nde sergilenmektedir.


Prof. Dr. R.R.R. Smith ve Güncel Çalışmalar


Prof. Dr. Kenan Erim’in 1990 yılındaki vefatının ardından proje başkanlığı yine Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nün izniyle, New York Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü himayesinde Prof. Dr. R.R.R. Smith’e devredilmiştir. Proje, 1995 yılından beri Oxford Üniversitesi işbirliği ile devam etmektedir. Oxford Üniversitesi Lincoln College Klasik Arkeoloji ve Sanat Profesörü R.R.R. Smith ve ekibi belgeleme, konservasyon, yayın ve buluntuların sergilenmesi konularına odaklanmaktadır.


1991 yılında başlayan ikinci dönem çalışmalarında ilk olarak depolarda yer alan eserlerin detaylı envanteri çıkarılmış, ihtiyaca göre hem müze hem kazı evi için yeni depolar inşa edilmiştir. Bununla eşzamanlı olarak şehrin jeofizik araştırması yapılmış, küçük sondajlarla kentsel gelişim incelenmiştir. Geç Helenistik dönemin ızgara planlı yerleşim planının sonraki dönemlerde de aynı şekilde kullanılmaya devam edildiği anlaşılmıştır. Tüm bunların yanı sıra kazı, konservasyon, restorasyon ve yayın çalışmaları aralıksız devam etmiştir. Ekip, sergileme konusuna da çok önem vermektedir. Sebasteion kabartmaları için müzeye ek bina olarak inşa edilen Sevgi Gönül Salonu 2008 yılında ziyarete açılmıştır.


2021 yılı itibariyle altı ana proje üzerinde çalışılmaktadır (1) Tetrapylon Caddesi’nin kazısı, restorasyonu, yayını ve ziyarete açılması, (2) Bazilika’nın kısmi anastylosisi ve ziyarete açılması, (3) Hadrian Hamamı’nın konservasyonu, (4) Palmiye Parkı’ndaki havuzun konservasyonu, restorasyonu, yayını ve ziyarete açılması (5) Sebasteion Tapınağı’nın kısmi anastylosisi (6) Aphrodisias Müzesi’nin avlusunda iki yeni sergi salonu inşası.



Tarihçe


Aphrodisias, Roma İmparatorluğu’nun Asya eyaletine bağlı özerk bir şehirdir. Kentin baş tanrıçası Aphrodite’ye adanan kutsal alanı ve mermer heykeltıraşlık eserleriyle ün salmıştır. Halk, Erken ve Orta Roma İmparatorluk döneminde (MS 1. ve 2. yüzyıllarda) zenginleşmiştir. Bu dönemde, antik dönem insanının bakış açısıyla büyük bir kasabayı gerçek bir şehre dönüştüren tüm mermer yapılar eksiksiz olarak inşa edilmiştir. Üçüncü yüzyılın sonlarında yeni bir Roma eyaleti olan Karia’nın başkenti ve metropolisi seçilen Aphrodisias, Geç Antik Çağ boyunca (4. - 6. yüzyıl) klasik yaşam tarzını ve dokusunu, 7. yüzyılın genel kentsel çöküşüne dek korumayı başarmıştır.



Aphrodisiaslılar tarihsel anlamda şanslı bir halktır. Mermerden görkemli bir kent ve bu kenti süsleyen çok miktarda üstün kalitede mermer heykeltıraşlık eseri yaratmışlardır. Orta Çağ ve sonrasında ana geçiş yollarından görece uzak olması bakımından da şanslı bir yerleşimdir. Bu sayede yerleşim yeri ve barındırdığı heykeller çok iyi korunabilmiştir. Aphrodisias, Roma döneminin kendine has mermer kültürü konusundaki araştırmalar için Asya eyaletinin en iyi yerleşimidir.



Antik dönem standartlarına göre Aphrodisias orta ölçekli bir kenttir (72 hektarlık bir alanda, yaklaşık 10.000 kişilik nüfus barındırmaktadır.), fakat mimari tasarım anlamında genellikle metropollerde görülen bir görkeme sahiptir. Şehirdeki anıtsal yapılar ve mermer heykeltıraşlık eserleri antik dönemin kentsel yaşamına ilişkin belirgin bir sürece işaret etmektedir. MÖ 1. yüzyıla gelindiğinde Akdeniz genelinde Roma Devrimi nedeniyle yaşanan uluslararası siyasi çalkantıların ardından şehrin dış dünya ile ilişkilerinin zayıf kaldığı söylenebilir. Bugün elimizde gelişmekte olan yerel topluma dair arkeolojik ve epigrafik tarihçe mevcuttur. Ele geçen yazıtlar, heykeller ve yapılar bu dönemin tarihi hakkında bizlere bilgi vermektedir. Bu dönemde kent yararına yapılan bağışlar ve onurlandırma ödülleri (heykeller, mezarlar) yerel siyasetin tipik özellikleridir.